ULUDAĞ MÜNAZARA TOPLULUĞU

Merhaba arkadaşlar!.

Uludağ Münazara Topluluğu kuruldu!.



11/27/2009

iran




Resmi adı: İran İslam Cumhuriyeti
Başkenti: Tahran
Resmi dini mezhebi: Şiilik
Resmi dili: Farsça

-İran, MÖ 4000'lere dayanan tarihiyle dünyadaki en eski sürekli uygarlıklardan birine ev sahipliği yapmaktadır. Tarih boyunca İran Avrasya'daki merkezi konumu nedeniyle jeostratejik öneme sahip olmuştur ve bir bölgesel güçtür.

-İran BM, Bağlantısızlar Hareketi, İslam Konferansı Örgütü ve OPEC kurucu üyesidir. İran siyasal sistemi 1979'da kabul edilen anayasaya göre oluşturulan bir kaç karmaşık yönetim yapısına göre işlemektedir.
-En yüksek devlet makamı şimdiki Ayetullah Ali Hamaney'in üstlendiği İran dini liderliğidir.

-İran, uluslararası enerji güvenliği ve dünya ekonomisinde geniş petrol ve doğal gaz kaynakları sonucu önemli bir konuma sahiptir.

-Yüzölçümü: İran, 1 648 000 km²’lik yüzölçümü ile Türkiye’nin komşuları arasında yüzölçümü Türkiye’den büyük olan tek ülke, aynı zamanda yüzölçümü açısından, Libya'dan sonra ve Moğolistan'dan önce gelen dünyanın 18. büyük ülkesidir. Ülkenin yüzölçümü kabaca İngiltere, Fransa,İspanya ve Almanya yüzölçümü toplamlarına eşit ya da Alaska'nın yüzölçümünden çok az küçüktür.

-İran her biri atanmış bir vali tarafından yönetilen 30 bölgeye ayrılmıştır.
Bölgeler "şehristān" denilen illere ve daha sonra da sırasıyla "bahş" ve "dehestān" ismindeki daha alt yönetim birimlerine bölünmüştür.

-Tahran, 11.000.000'a yaklaşan nüfusu ile İran'ın en büyük şehri ve başkentidir. Tahran ülke nüfusunun %15'ine ev sahipliği yapmaktadır. Tahran birçok büyük şehir gibi,ciddi hava kirliliği sorunu yaşamaktadır. Ülkenin iletişim ve ulaştırma ağının merkezidir.

-CIA verilerine göre İran nüfusunun %51'ini Farslar, %24'ünü, Azeriler, 5%'ini Gilaki ve Mazandarani, %5'sini Kürtler, %3'ünü Araplar, %2'sini Lurlar, %2'sini Beluciler, %2'sini Türkmenler ve %1'ini diğer etnik gruplar oluşturur.
İran nüfusunun % 90’u Şiilerden, % 8'i sünni, % 2'i ise diğer dinlere mensuptur.
1979 Devrimi İran Devrimi, aynı zamanda İslam Devrimi olarak da bilinir,

İran-Irak savaşı

-Irak'ta Saddām'ın Kadisiyesi,Arap Dünyasında Birinci Körfez Savaşı olarak anılan 1980-1988 yılları arasında Irak ve İran arasında yapılmış ve perde arkasında olan bir savaştır.

-Yaklaşık bir milyon kişinin ölümüne, 150 milyar Amerikan Doları maddi hasara, her iki ülkede de ağır yıkımlara yol açmıştır. Irak'ın zaferleri ile başlayan savaş, İran'ın direnmesiyle yıpratma savaşına dönüşmüş ve galibi olmadan sonuçlanmıştır.

Savaş öncesinde Irak-İran ilişkileri
Soğuk Savaş boyunca Irak-İran ilişkileri iyi olmadı. 1969 Nisan ayında, Amerika Birleşik Devletleri’nin de desteğini alan İran Şahı, önemli bir su yolu olan ve 1937 yılı Irak-İran sınır antlaşması ile Irak’a bırakılan Şatt-ül-Arap’ı geri almak istedi. Bu amaçla, güç gösterisi olarak gemilerini bölgeye gönderdi. 1970 yılında kesilen diplomatik ilişkiler, 1973 yılında tekrar kuruldu ve 1975’te bir antlaşma imzalandı. Buna göre iki ülke arasındaki sınır, su yolunun en derin noktasından geçecekti. Ayrıca İran, Irak’taki Kürtleri merkezî hükümete karşı desteklemeyeceğini taahhüt ediyordu. Fakat 1971 yılındaki silahlı çatışmalar sırasında İran’ın ele geçirdiği Körfez adalarından çekilmemesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin olumlu yönde gelişmesine engel oldu.

İran’da Humeyni iktidarı

Adalar sorunu yüzünden zaten gergin olan Irak-İran ilişkileri, İran’da Şiiliğin savunucusu olan Humeyni iktidarının başa gelmesi ile iyice bozulmaya başladı. Bağdat’taki Saddam Hüseyin hükümeti, İran’daki Şii hükümetin, Irak’taki Şii çoğunluğu Sünni iktidara karşı kışkırtmasından endişe ediyordu. Bu arada Irak, İran’daki Arap bölgesi Huzistan’ı elegeçirmek fikrini savunmaya başlamıştı.

Savaşın başlaması ve ilk aşamalar

1980 yılının ortalarında, ordudaki yüksek rütbeli subayların tasfiye edilmesi ve rehineler olayıyla ABD’nin düşmanlığını çekmesi dolayısıyla, İran'ın güçsüz durumda olduğu izlenimi uyanmıştı. İran’ın iki ülke arasında anlaşmazlık konusu olan bölgeden askerlerini çekmeyi reddetmesi üzerine 22 Eylül 1980’de Irak ordusu sınırı geçti. Irak 16 Eylül’de, Şatt-ül-Arap antlaşmasını feshettiğini açıklamıştı.
Savaşın ilk günleri, baskın avantajını koruyan Irak’ın üstünlüğü ile geçti. Fakat, zamanla İran’ın direnişinin artması ile savaş karşılıklı yıpratma sürecine girdi.

İran’ın ilk tepkisi, sadece ilerleyen Irak birliklerini değil, aynı zamanda Irak’ın Basra limanını da bombalamak oldu. Aynı günlerde Tahran ve Bağdat karşılıklı bombalandı.
Tarih, yıpratma savaşlarında ekonomik gücünü ve insan kaynağını en uzun süre kullanabilen tarafın avantajlı olduğunu göstermiştir. İran bu uzun savaşta kendisini, stratejisini hızlı bir zafer üzerine kuran Irak’a göre daha rahat hissediyordu. Bunu bilen Irak, İran’ın ekonomik gücünü zayıflatma amacıyla saldırıya başladı.
İki ülkenin de ekonomik gücü büyük ölçüde, en büyük ihraç ürünleri olan petrole dayanıyordu. Irak, boru hatlarından petrol ihraç edebilirken İran, ihracatını büyük ölçüde Basra Körfezi’nden yapıyordu. Yani, Basra Körfezi'ndeki petrol ticaretinin kesintisiz sürmesi Irak’ın değil, İran’ın işine geliyordu. Bu sebeple Irak, petrol taşıyan İran gemilerine saldırılar düzenlemeye başladı. Benzer şekilde İran da, Irak petrol tesislerine saldırıya başladı.

***Körfez petrol ticaretinin zarar görmesi, Amerika Birleşik Devletleri’nin savaşa aktif olarak katılmasına sebep oldu.***

ABD ve müttefikleri (Avrupa ve Japonya) büyük ölçüde Körfez petrolüne muhtaçtı ve petrol yolunun saldırıya açık olması Batı dünyası için tehlikeliydi. Körfez petrol yolunu açık tutmak için Amerika Birleşik Devletleri bölgeye bir filo gönderdi ve ABD bayrağı çekmiş Kuveyt tankerlerini korumaya başladı.

Sekiz yıl süren savaş 1988 Ağustos ayında yapılan ateşkes ile sonlandı. Ancak Birleşmiş Milletler gözetiminde yapılan barış görüşmelerinden sonuç alınamadı. İran, görüşmeler için ön koşul olarak topraklarındaki tüm Irak askerlerinin çekilmesini isterken, Irak Şatt-ül-Arap suyolu üzerinde ortak denetim kurulmasında ısrar etti. İki ülke arasındaki barış, ancak Irak’ın Kuveyt’i 1990 Ağustos ayında işgali ve ABD ile savaşa tutuşma korkusuyla İran’dan aldığı toprakları geri vermesiyle gerçekleşti.
Amerika’nın tutumu

Amerika Birleşik Devletleri, İran’daki müttefiki Şah'ı devirip iktidara gelen İslami rejimden hiçbir zaman hoşnut olmamıştı. Bu sebeple, 1967 yılında diplomatik ilişkilerini kestiği Irak ile tekrar yakınlaşmaya çalıştı. Çeşitli kanallardan Irak’a silah yardımı yaptı ve büyük miktarda borç para sağladı. Irak’ın biyolojik ve kimyasal silahlar üretmesine yardımcı oldu.
Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere 1986 Mart’ında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Irak’ın İran’a karşı kitle imha silahları (kimyasal ve biyolojik silahlar) kullanmasını eleştiren kararlar almasını, karşı oy kullanarak engelledi.

Savaşın Sonuçları

• Irak-İran Savaşı, yaklaşık bir milyon insanın hayatına mal oldu. Savaşan taraflar ufak kazançlar için ekonomik kaynaklarını tüketti. Savaşın sonucunda Irak-İran sınırı değişmedi. Savaşın etkileri yıllar boyunca hissedildi.
• İki ülkenin birbirlerinin petrol tesislerine saldırılar düzenlemesi sonucu petrol üretimi düştü, petrol fiyatları arttı.
• Savaş boyunca Irak, kendisini destekleyen devletlerden borç alarak silah satın almıştı. Bu borçları ödemekte zorlanması, 1990 yılında Kuveyt’e saldırarak oradaki petrol kuyularını ele geçirmeye çalışmasına yol açtı. Bu tavrı da Irak'ı uluslararası ilişkilerde yalnızlığa sürükledi ve desteksiz bıraktı.

Hükümet ve Siyaset

İslam Cumhuriyetinin politik sistemi 1979 İran
Anayasasına dayanmaktadır. Sistem girift bir şekilde birbirine bağlı çeşitli yönetim yapılarını kapsamaktadır.

Dini Lider

İran dini lideri İran İslam Cumhuriyeti’nin genel politikalarının tanımlanmasından ve denetiminden sorumludur. Dini lider, silahlı kuvvetlerin Başkomutanıdır, askeri istihbaratı ve güvenlik operasyonlarını kontrol eder ve savaş açmada veya barış kabul etmede tek yetkilidir. Yargının, devlet radyo ve televizyonunun, emniyet genel müdürlüğünün, silahlı kuvvetlerin baş yöneticileri Dini Lider tarafından atanır.

İran Devlet Başkanı

Anayasa İran Devlet Başkanınını Dini Lider’den sonraki en yüksek devlet otoritesi olarak tanımlar. Devlet Başkanı dört yıllığına genel oy ile seçilir ve yeniden yalnızca bir kez daha seçilebilir .

Enerji

İran doğalgaz rezervi açısından dünyada ikinci ve petrol rezervi açısından dünyada üçüncü durumdadır. 2005'te, kaçakçılık ve yetersiz ülke içi kullanım nedeniyle İran petrol ithalatına 4 milyar $ harcamıştır.
2004'te, İran'ın doğal gaz rezervinin büyük bir kısmı henüz kullanıma açılmamış durumdaydı. Yeni hidroelektrik istasyonlarının eklenmesi ve klasik kömür ve petrol ile çalışan istasyonlarının hatlara bağlanmasıyla ülke kapasitesi 33,000 megavata yükselmiştir. Bu miktarın %75'i doğal gaz, %18'i petrole ve %7'si hidroelektrik enerjiye dayanmaktadır. 2004'te İran ilk rüzgar enerji ve jeotermal santrallerini açtı; ilk termal güneş santralını da 2009'da kullanıma açmaya hazırlanıyor.
Nüfus artışı ve yoğun endüstrileşme elektrik ihtiyacının yılda %8 oranında artmasına neden olmuştur. Hükümet, 2010 itibarıyla 53,000 megavatlık kapasite hedefine ulaşmak için yeni gaz ile çalışan enerji santralleri etkin hale getirmeyi, hidroelektrik santarller eklemeyi ve nükleer enerji santarlleri kurmayı planlamaktadır. İran'ın Buşehir'deki ilk nükleer enerji santrali 2007 yılı itibarıyle henüz faaliyete geçmemişti.

11/08/2009

Galatasaray Üniversitesi Eğitim Turnuvası 7Kasım 2009 Cumartesi







Turnuva Tarihi: 7 Kasım 2009 Cumartesi Eğitim Turnuvası(günübirlik turnuva)
Turnuvayı düzenleyen üniversite: Galatasaray Üniversitesi
Turnuva içeriği: Eğitim turnuvası (3 eğitim bölümü ve 2 maç yapıldı )
Turnuvaya giden kişi sayısı: 8 yarışmacı+ 4 jüri
Turnuvada elde edilen başarı: 4 birincilik (Hasan-Aylin)
(Şule-Mete)
(Fatma-Gözde)
(Bora-Ayten)
1 ikincilik ((Şule-Mete)

2 üçüncülük (Bora-Ayten)
(Hasan-Aylin)
1 dördüncülük(Fatma-Gözde)

Turnuvadaki toplam üniversite ve öğrenci sayısı:
1.Galatasary Ü.
2.İstanbul Ü.
3.Boğaziçi Ü.
4.Uludağ Ü.
5.Yeditepe Ü.
6.Koç Ü.
7.Marmara Ü.
8.Maltepe Ü.
9.Fatih Ü.
10.Namık Kemal Ü.
11.Trakya Ü.
12.Bahçeşehir Ü.

Turnuvaya sponsor olan firma: TOFAŞ

Turnuvada tartışılan konular: 1. konu: Organ bağışı zorunlu hale getirilmelidir.
2. konu: Fast food şirketlerinin çocuklara yönelik reklam yapmaları yasaklanmalıdır.

11/02/2009

SPONSORLUK

Türkiye münazara turnuvalarına katılım sağlayabilmek için ihtiyacımız olan harcırahlar ve yapılan harcamalar :

gidiş-dönüş bilet ücreti kişi başı 40-80 maksimum kişi sayısı 8 kişiden toplam 320-640 TL

katılımcı ucretlerı kişi başı minimum 50 lira maksimum 75 lira 8 kişiden 400-600 TL

sene içerisinde gidilen turnuva sayısı 10-15 toplam tutar 3200+4000=7200 ile 10000 TL arasında

Uludağ Münazara Ekibi'nin zaruri masrafları için gerekli olan miktar aralığı bunlardır. yapılan sponsorluk anlaşmaları ve/ya da hibeler için karşılık olarak Uludağ Münazara Ekibi ve İşletme Topluluğu size hem minnettar kalacak hem de tanıtımınızı görüşme esnasında belirlenecek şartlarda yaparak size fayda sağlamayı amaçlamaktadır. sponsorluk için herhangi bir firma limiti ve ücret limiti yoktur. Kar amacı güdülmemektedir. kazanılacak ekstra sponsorluk ücretleri ekibimizin gelecek turnuvalarına ve sosyal sorumluluk projelerine aktarılacaktır. Yapılan bütün harcamalar faturalandırılarak belgelendirilip tarafınıza belli periyodlarda sunulacaktır.

10/29/2009

Dağlık Karabağ

Paylaşılamayan ülke: Dağlık KarabağAyşe Hür - 19.04.2009

GÜMRÜ ANTLAŞMASI . 30 Ekim’de Kazım Karabekir’in 15. Kolordusu Kars’a doğru yürüyerek Ermeni ordularını yenmiş, 2/3 Aralık 1920 gecesi, Ankara ile Erivan’daki Taşnak hükümeti arasında Gümrü Anlaşması imzalanmıştı. Ancak ertesi gün, Lenin’in emriyle Kızıl Ordu Erivan’a girerek ‘burjuva’ Taşnak hükümetini düşürdü ve Ermeni Bolşevikleri ile birlikte Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti’ni ilan etti. Yeni hükümet 10 Aralık 1920’de Ankara’ya bir nota vererek, Gümrü Anlaşması’nı tanımadığı ilan etti. İki ülke arasındaki sınır Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ile TBMM Hükümeti arasında 13 Ekim 1921’de imzalanan Kars Antlaşması’yla tekrar çizildi ve iki ülke arasında sakin bir döneme girildi.

BAHANE ÇOK . Türkiye, SSCB’nin dağılması üzerine, 25 Ağustos 1990’da bağımsızlığını kazanan Ermenistan’ı 16 Aralık 1991 tarihinde tanıdı, ancak o tarihten bu yana diplomatik ilişki geliştirmedi. Kısa dönemler dışında sınırlar da hep kapalı tutuldu. Bunun nedeni olarak, yeni Ermenistan Cumhuriyeti’nin 1921 Kars Antlaşması’nı tanımayışı, 1990 tarihli Ermenistan Bağımsızlık Bildirgesi’nin 11. Maddesi’nde soykırıma atıfta bulunulması, devlet armasında Ağrı Dağı’nın yer alması ve Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ sorunu gösterildi. Ermenistan ‘tanınmayan sınırın açılması söz konusu olabilir mi?’ diyerek Kars Antlaşması meselesinde geri adım attığını gösterdi.

TARİHSEL KÖRDÜĞÜM . Ancak, Dağlık Karabağ meselesi hâlâ çözülmedi. Ermeniler Dağlık Karabağ’ın ata toprakları olduğunu, üstüne üstlük bölgede çoğunluğu teşkil ettiklerini, bu nedenle kendi kaderlerini belirleme hakkına sahip olduklarını savunuyorlar. Azerbaycan ise, Dağlık Karabağ bölgesinin hukuki ve tarihî olarak kendisine ait olduğunu, bölgedeki etnografik yapının Rus ve Sovyet politikalarıyla suni olarak değiştirildiğini, bu nedenle toprak talebine temel teşkil edemeyeceğini iddia ediyor.Bu konudaki bilgilerimiz resmi tarih kanallarından geldiği için, bugüne kadar Azerilerin ‘haklı’, Ermenilerin ‘haksız’ olduğuna kesin gözüyle baktık. Halbuki bölgenin 100 yıllık tarihçesi incelendiğinde, 19. yüzyıl tipi katı milliyetçiliğine saplanıp kalmış iki ülkenin de haklı olmadığını, öte yandan durumun böylesine kördüğüm olmasında, SSCB’nin beceriksiz milliyetler politikasının büyük rolü olduğu görülüyor. Bu hafta, Kafkasya politikasında kilit öneme haiz bu meselenin bir kronolojisini sunmak istiyorum ancak, konuyu milliyetçi söylemlerden arındırayım derken, sıkıcı hale getirdiğim için de özür diliyorum.

Onlar yabancı biz yerli

Karabağ, büyük bölümü bugünkü Azerbaycan ile Ermenistan arasında, güney bölümü İran içinde kalan, yaklaşık 18 bin kilometrekarelik bölgenin adı. Dağlık Karabağ ya da Ermenice tarihi adıyla ‘Artsakh’ ise bu bölgenin içinde 4.392 kilometrekarelik alan. Ermenilere göre Dağlık Karabağ’da MÖ 7. yüzyıldan beri Ermeni nüfusu ve kültürü egemendi. Azerilere göre ise Ermeniler Yunanistan’ın Teselya (Selanik) bölgesinden, Doğu Anadolu’ya gelip Urartuların egemenliğinde yaşayan, sonra da Kafkasya’ya göçen yabancı bir halk olup, bölgenin esas sahipleri kendileriydi, çünkü Azeriler Orta Asya’dan Avrupa’ya doğru göç ederken bölgedeki Derbent Geçidi’nden geçen Türk boylarının soyundan geliyorlardı.

Karabağ Bölgesi 1555’te Amasya Anlaşması ile Osmanlı Devleti’ne katılmış; 1735 yılındaki Gence Anlaşması’yla İran’a bırakılmış, 1828 yılındaki Türkmençay Anlaşması’yla Çarlık Rusyası’nın hâkimiyetine girmişti. Bu tarihten sonra Ruslar Kafkasya’da güneye doğru indikçe Müslüman halk güneyde, Hıristiyan halk ise Ruslara sığınmak üzere kuzeyde toplanmaya başladı. Ancak toplumlararası gerginliklerin çatışmaya dönmesi gecikmedi. 1905’te, Azerilerin Ermenilere saldırısıyla başlayan yağma ve katliamlar yoğunluğu azalmakla birlikte, bir sonraki yıla da sarktı. Olaylar şehirlerle sınırlı kalmadı. Tahminen 128 Ermeni ve 158 Azeri köyü yağma ya da tahrip edildi. Ölenlerin sayısının 3 bin ila 10 bin arasında değiştiği belirtildi.

Maverâ-yı Kafkas Federasyonu

1917 yılında Rusya, Bolşevik Devrimi’ni takiben Birinci Dünya Savaşı’ndan fiilen çekildiğinde, Güney Kafkasya’da üç önemli siyasi güç vardı. Bunlar Gürcülerin Sosyal Demokrat Menşevik Partisi, Azerilerin Müsavat Partisi ve Ermenilerin Taşnaksütyun’u idi. Hepsi Bolşevik karşıtı olan bu üç hareket, 24 Kasım 1917’de, merkezi Tiflis olan Maverâ-yı Kafkas Federasyonu’nu kurdular. Ancak federasyon, Osmanlı ordularının bölgedeki harekâtları ve Bolşevik Rusya’nın savaştan hukuken çekilmesini sağlayan 3 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsk Anlaşması’nın ardından dağıldı ve yerine Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan cumhuriyetleri kuruldu.

Nerimanov’la Orconikizdze’nin manevraları

Nisan-Aralık 1920 arasında, Lenin ve Stalin’den Kafkasya’yı Bolşevikleştirme emrini alan Kızıl Ordu, bu bağımsız cumhuriyetleri tarihe gömdü. 1 Aralık 1920’d, Rusya Komünist Partisi’nin Kafkaslar sorumlusu Orconikidze’nin başkanlığında Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya Komünist Partisi temsilcilerinin katıldığı bir toplantıda, Azerbaycan lideri Nerimanov, Zengezur, Nahçıvan ve Dağlık Karabağ bölgelerini Ermenistan’a bırakarak, Müslümanlarla Ermeniler arasındaki tarihsel kavgaya son verdiğini ilan etti. Karar Orconikidze tarafından Lenin ve Stalin’e ulaştırıldı ve 4 Aralık 1920 tarihli Pravda’da, Milliyetler Komiseri Stalin’in bu kararı ‘tarihte eşi benzeri görülmemiş bir olay’ olarak kutsadığını anlatan haber çıktı. Ancak bunun Ermeni Bolşeviklerini ve genel kamuoyunu etkilemek için yapılan bir manevra olduğu kısa sürede anlaşılacaktı.

Nahçıvan Azerbaycan’a veriliyor

16 Mart 1921 tarihli Moskova ve 13 Ekim 1921 tarihli Kars antlaşmalarının ödülü olarak Ermenistan Türkiye sınırında bulunan Nahçıvan, Azerbaycan’a bağlı özerk (otonom) bölge olarak tanımlandı. O tarihlerde Nahçıvan’ın nüfusunun yüzde 85’ini Azeriler, yüzde 15’ini Ermeniler oluşturduğu için Ermeniler karara itiraz etmediler. Bir ay sonra, Bolşevikler Zengezur bölgesinde Taşnaklar tarafından yönetilen milliyetçi bir Ermeni direnişi ile karşılaşıp, Zengezur’u Ermenistan’la Azerbaycan arasında paylaştırınca da ses çıkarmadılar. Çünkü Ermenistan ve Azerbaycan arasında imzalanan 12 Haziran 1921 tarihli deklarasyonla Dağlık Karabağ, Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti’ne bağlanmıştı.

Ancak sadece üç hafta sonra, 5 Temmuz 1921’de, Rusya Komünist Partisi Kafkasya Bürosu’ndan Stalin, Kirov, Orconikidze, Nerimanov gibi bir dizi önemli şahsiyetin katıldığı toplantıda yine fikir değiştirildi ve Dağlık Karabağ bu sefer Azerbaycan’a bağlı özerk bir bölge olarak tanımlandı. Dahası bölgenin sınırları çizilirken, Dağlık Karabağ’ın Ermenistan’la fiziki ilişkisini kesmek için Laçin bölgesi Azerbaycan’a bırakılmıştı. Üstüne üstlük, 24 Temmuz 1923’te Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’a bağlı olduğu bir kez daha tekrarlanınca (tek değişiklik başkentin Şuşa, değil Hankend olmasıydı) Ermeniler büyük hayal kırıklığına uğradılar. Öyle ki, 1927’de, aralarındaki siyasi ayrılıkları bir yana bırakan Taşnaklar, Menşevikler ve Sosyal Devrimciler, Dağlık Karabağ’ı Ermenistan’a bağlamak için Moskova’ya başvurdular ancak destek bulamadılar. Stalin’in bu çözülmemiş sorunu, iki tarafa da müdahale etmek için kullanmayı düşündüğü anlaşılıyordu.

Moskova’nın kötü sınavı

Konu yıllarca uykuda kaldıktan sonra 19 Mayıs 1964’te, 2.500 Dağlık Karabağlı Ermeni’nin imzaladığı bir dilekçe, SSCB Komünist Partisi Birinci Sekreteri Nikita Kruşçev’e verildi. Dilekçede Azerbaycan’ın ‘şovenist’ politikalar izleyerek Ermenileri ülkeyi terk etmeye zorladığından yakınılıyor, Dağlık Karabağ’ın Ermenistan’a ya da Rusya Federasyonu’na bağlanması isteniyordu, fakat dilekçeye cevap bile verilmedi. Anlaşılan SSCB hem kendi içindeki başka sınır tartışmalarını hem de Doğu Avrupa ülkeleri arasındaki benzer anlaşmazlıkları körüklemekten korkmuştu.
Moskova, 1966 yılında ve 1967’nin ilk yarısı boyunca, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki tartışmalarda sadece izleyici olmayı seçtiyse de, 1967 yılının Ağustos ayında Dağlık Karabağ’da bir Ermeni çocuğun bir Azeri tarafından öldürülmesi, Azeri yetkililerin katili cezalandırmakta gönülsüz davranması, bunun üzerine çocuğun ailesinin de katili öldürmesiyle patlak veren olaylara Kızıl Ordu aracılığıyla müdahale etmek zorunda kaldı. SSCB’nin 1977 tarihli yeni Anayasası’nın 87. maddesiyle Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’a bağlılığı tekrar teyit edilince Ermenilerin umudu bir kez daha söndü. (Bu arada, 1920’lerde Dağlık Karabağ nüfusunun yüzde 95’ini Ermeniler oluştururken, bu oran 1977’de yüzde 76’ya düşmüş, Azeri nüfusu yüzde 24’e çıkmıştı. Nahçıvan’da ise 1923’te yüzde 15 olan Ermeni nüfus, 1979’da yüzde 1,4’e düşmüştü.)

Doğu Bloğunun yıkılışıyla canlanan umutlar

1985’te ‘Glasnost’ (Şeffaflık) ve ‘Perestroyka’ (Yeniden yapılanma) diyen Mihael Gorbaçov’un iktidara gelmesi Dağlık Karabağ Ermenilerini yeniden harekete geçirdi. 1987’de 75 bin imzalı bir dilekçe Gorbaçov’a gönderildi. 25 Şubat 1988’de Ermenilerin ruhani lideri Katolikos I. Vazgen, Gorbaçov’dan, Dağlık Karabağ halkının ‘kendi kaderini tayin hakkı’nı kullanmasına izin vermesini istedi. Moskova muhtemelen yine duymazdan gelecekti ama Azerilerin bu talebi sessizce geçiştirmesi mümkün değildi.

Sumgait Katliamı

Nitekim 27 Şubat 1988’de, Bakû’nun kuzeyindeki, 19 bin Ermeni’nin yaşadığı Sumgait şehrinde, Azerilerden oluşan bir güruh Ermenilere saldırdı ve resmi kaynaklara göre 26 Ermeni ile 6 Azeri öldü. (Gayri resmi kaynaklara göre ölü sayısı en az 200’dü.) Ermenilere ait evler talan edildi. Olaylar yatıştıktan sonra, Azerbaycan’da yaşayan 300 bin civarında Ermeni, Rusya Federasyonu ve Ermenistan’a göç ederken, Ermenistan’da yaşayan 250 bin civarında Azeri de, Azerbaycan’a doğru yola çıkmıştı. Yaklaşık 60 yıllık sosyalist deneyimin milliyetçilik hastalığına çare olmadığı iyice anlaşılmıştı ki, aynı yıl Temmuz ayında, ilerde Ermenistan Cumhurbaşkanı olacak olan Dağlık Karabağlı milliyetçi lider Levon Ter Petrosyan’ın başkanlığını yaptığı bir komite, Dağlık Karabağ’ı Ermenistan’a bağladıklarını ilan ettiler. Bunun üzerine bölgede toplumlararası çatışmalar başladı.

Muttalibov darbesi

7 Aralık 1988’de, Ermenistan’da 28 bin kişinin ölümüne neden olan büyük depremden yaklaşık bir ay sonra, Moskova durumun vahametini anladı ve Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’ni kendisine (merkeze) bağladı. Ancak, Azerbaycan’dan gelen baskılar üzerine tekrar fikir değiştirdi ve 28 Kasım 1989’da yönetimi yeniden Bakû Hükümeti’ne devretti. Merkezi hükümetin bu gelgitleri bölgenin zaten bozuk olan ‘kimyası’nı iyice bozdu. Bunun üstüne tüy diken olay, 13 Ocak 1990 Bakû’de 28 Ermeni 6 Azeri’nin ölümüyle biten olaylar üzerine 19 Ocak 1990’da Kızıl Ordu’nun olağanüstü hal ilan ederek Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’ne ve Bakû’ye (karadan, havadan ve denizden) harekât düzenlemesi oldu. Harekâtın amacı, Azeri Komünist Partisi’nin başına Moskova yanlısı Ayaz Muttalibov’u geçirmekti, nitekim öyle oldu.

Uçak kazasıyla sönen umutlar
25 Ağustos 1990’da bağımsızlığını ilan edip seçimlere giden Ermenistan’da, devlet başkanlığını Dağlık Karabağlı Levon Ter Petrosyan kazandıktan sonra, Ermenistan siyasetini esas olarak Dağlık Karabağ hassasiyetleri tayin etmeye başladı. Elbette 30 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan’da da durum farklı değildi. Ancak Muttalibov, Dağlık Karabağ’ı doğrudan Bakû’ye bağladığını açıklayınca, Dağlık Karabağ Ermenilerinin cevabı 13 Ocak 1992’de bağımsızlığını ilan etmek oldu. O sırada Moskova’da da Boris Yeltsin, Gorbaçov’u bir darbe ile iktidardan uzaklaştırmakla meşguldu. Yeltsin, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’i Dağlık Karabağ konusunda arabulucu olarak atayarak Kafkaslar’daki iddiasını sürdürmeyi denedi fakat Dağlık Karabağ’ın Başkenti Stepanakert’te görüşmeler sürerken, 26 Kasım’da Azerbaycan Adalet ve Savunma Bakanlığı yetkilileri ile, iki Rus generalini ve bölgeye ateşkes sürecini denetlemek üzere gönderilen Kazak ve Rus gözlemcileri taşıyan bir helikopter düşünce Azerbaycan Hükümeti, Dağlık Karabağ’ın özerklik statüsünü kaldırdığını açıkladı. Çünkü Azerilere göre kaza Ermeniler’in suikastıydı.

Kendi kaderini tayin hakkı Ancak, Dağlık Karabağ Ermenileri kararlıydılar. SSCB Anayasası’nın 70. maddesine dayanarak ‘kendi kaderini tayin hakkını’ kullanma kararı aldılar ve 6 Ocak 1992’de Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ilan ettiler. Azerbaycan ise aynı anayasanın 78. maddesine referans vererek, tarafların onayı alınmadan iki Sovyet cumhuriyetinin sınırının değişemeyeceğini ileri sürdü. Ve korkulan oldu: Gözü kararmış milliyetçi liderlerin uzlaşmazlığı, zaten bir kıvılcıma bakan toplumları birbirine düşürdü ve 25–26 Şubat 1992 günlerinde (Sumgait katliamının dördüncü yıldönümünde) Ermeni çeteciler, Stepanakert’in kuzeyindeki Azeri yerleşimi Hocalı’ya (Hocalu) saldırdılar. 7 bin Azeri’nin yaşadığı şehir, Karabağ’daki tek hava alanına sahip olduğu ve demiryolu da geçtiği için stratejik öneme haizdi.

Acı dönüm noktası: Hocalı Katliamı

Human Rights Watch (HRW) örgütünün raporlarına göre, 26-27 Şubat 1992 tarihlerinde Ermeni Ordusu ve Rus 366. Mekanize Alayı’nın saldırısı sonucu, aralarında 106 kadın ve 83 çocuğun da bulunduğu 613 Azeri sivil acımasızca öldürülmüştü. Aynı rapora göre, öldürülen sivillerin yanında, Ermeni kuvvetlerinin rehin aldıkları 1275 kişiden 56’sı işkenceyle öldürülmüş, 150 kişi de kaybolmuştu. Daha sonra, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ayaz Muttalibov, kendisine muhalefet eden Azerbaycan Halk Cephesi milislerinin, Hocalı-Agdam (nehir yatağı) yolunu kullanarak Ermeni çetelerinden kaçmaya çalışan Azerilere ateş açmasının da ölü sayısını arttırdığı iddia etti ancak eleştiriler üzerine ‘sözlerinin yanlış anlaşıldığını’ belirtti. Ermeni tarafına göre Azeri milisler, kendi öldürdükleri Azerileri Ermenilerin katlettikleriyle karıştırarak, ‘Azeri maktul’ sayısını yükseltmişlerdi. Ermenilerin suçlu olduğunu kabul eden yöneticiler de vardı. Örneğin Markar Melkonian “Hocalı stratejik bir hedefti, ancak aynı zaman da bir intikam hareketiydi...” demişti.

Uzun süre Ermenistan Savunma Bakanlığı ve Güvenlik Konseyi Başkanlığı yapan Serge Sarkisian, “Hocalı’dan önce Azeriler, Ermenilerin sivil nüfusa el kaldırmayan bir halk olduğunu düşünüyordu. Biz bu anlayışı sona erdirmeye muvaffak olduk...” diye övünmüştü.

Türk kamuoyuna pek yansımayan ise, Agdam’a doğru kaçanlar arasında Türk subaylarının da olmasıydı. Bu subaylar, sorgularında gönüllü olarak Azerbaycan’a geldiklerini iddia etmişlerdi. Kimbilir, belki de doğru söylüyorlardı…

Minsk Grubu’nun kuruluşu

Hocalı katliamı o güne dek birbirine düşman çetelerin çatışması şeklinde süren Dağlık Karabağ uyuşmazlığında bir dönüm noktası oldu. Bu tarihten sonra artık çetelerin değil ulusal orduların savaşı söz konusuydu. (Karabağ’a benzini, Ermeni mafyasıyla işbirliği içindeki Azeri mafyasının taşıması işin ironik yanıydı.) Çatışmalar sürerken, 24 Mart 1992’de Helsinki’de toplanan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK, sonra AGİT) Dışişleri Bakanları Konseyi, Dağlık Karabağ sorununun çözümü için Beyaz Rusya’nın Minsk kentinde bir konferans düzenlenmesine karar verdi.

‘Minsk Grubu’nun katılımcıları Ermenistan, Azerbaycan, Almanya, ABD, Beyaz Rusya, İsveç, İtalya, Fransa, Rusya, Türkiye Çek ve Slovakya Federal Cumhuriyeti olacaktı. Ancak 8 Mayıs’ta Ermeniler bölgenin en stratejik kenti olan Şuşa’yı; yaklaşık 10 gün sonra da Dağlık Karabağ’ı Ermenistan’dan ayıran Lâçin’i işgal edince dengeler Ermeniler lehine değişti. Hocalı katliamındaki ihmali yüzünden ağır şekilde eleştirilen Ayaz Muttalibov’un yerine geçen ‘Türk dostu’ Ebulfeyz Elçibey, Ekim 1992’de Dağlık Karabağ Ermenilerine ‘kültürel özerklik’ vererek barışı kısa sürede tesis edeceğini umduysa da, Ermenistan Devlet Başkanı Levon Ter Petrosyan, Dağlık Karabağ milliyetçiliğinin ağırlığı altında ezildi ve barış yapma iradesini gösteremedi.

‘Moskova yanlısı’ Haydar Aliyev

Dahası, Ermeni Ordusu, Mart 1993’ten itibaren Kelbecer, Akdere, Agdam, Fuzili, Cebrail, Kubatlı ve Terter’i işgal etti. Ebulfeyz Elçibey, Azerbaycan’ın toprak kayıpları ile Dağlık Karabağ ve işgal bölgelerinden kaçan (Azerice ‘kaçkınlar’) 1 milyonu aşkın kişinin barınma ve beslenme sorunlarını halledemediği için muhalefet lideri Suret Hüseyinov tarafından ağır şekilde eleştirildi. İkili çatışırken, aradan sıyrılan ‘Moskova yanlısı’ Haydar Aliyev (bugünkü Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in babası), Temmuz 1993’te Elçibey’i Azerbaycan’ı terk etmeye zorladı. Haydar Aliyev’in ilk işi Azeri Ordusu’nu eğiten 1.600 Türk subayının görevine son vermek oldu. Ancak Aliyev, Dağlık Karabağ meselesinde stratejik bir hata yaptı. Azerbaycan ile Ermenistan arasında 5 Mayıs 1994 tarihinde imzalanan ‘Bişkek Protokolü’nde, Dağlık Karabağ’ın ‘taraf’ olarak tanıması, Azerbaycan’ın elini siyasi ve diplomatik açıdan zayıflattı. O günden beri de Dağlık Karabağ, Azeri ve Ermeni milliyetçiliklerinin dinamosu olmaya devam ediyor.

Bu tarihçeye bakınca, ‘medeniyetler çatışması’nı çözmeye soyunmuş ‘büyük bir devlet’ olduğunu iddia eden Türkiye’nin, kendisiyle hiç ilgisi olmayan ve neredeyse 100 yılı devirmiş olan Dağlık Karabağ kördüğümü çözülmeden Ermenistan’la sınırları açmam diye ayak diremesi ancak ‘küçük politikalar’ ile açıklanabilir.

Özet Kaynakça:Svante E. Cornell, Small Nations and Great Powers: A Study of Ethnopolitical Conflict In The Caucasus, Ricmond, Surrey: Curzon, 2001; The Karabagh File, Documents and Facts on the Mountainous Karabagh 1918-1988, (Yay. Haz. Gerard Libaridian), The Zoryan Instutute, Cambridge, Toronto, Mart 1988; R. H. Dekmejian, “Soviet-Turkish Relations and Politics in the Armenia SSR,” Soviet Studies, Vol. 19, no. 4 (April, 1968): 510-525; Değişen Dünya Düzeninde Kafkasya, (Der. Okan Yeşilot), İstanbul Kitabevi Yayınları, 2005.

Taraf Gazetesi

AZERBAYCAN



Azerbaycan resmî adıyla Azerbaycan Cumhuriyeti (Güney Kafkasya'da devlet)



Başkent
Bakü

Resmi Dil
Azerice

Yönetim
Başkanlık cumhuriyeti

- Cumhurbaşkanı
İlham Aliyev

- Başbakan
Artur Rasizade


Kuruluşu ve bağımsızlığı
Sovyetler Birliği'nden bağımsızlık
30 Ağustos

Para birimi: Manat
1828'de Rusya İmparatorluğunun egemenliğine girmiştir. 1918 - 1920'de Kafkasya Kurultayı'nı toplamış ve 28 Mayıs 1918'de de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'ni kurmuşlardır. Bu devlet Orta Doğu'da ilk cumhuriyet olmuştur[22]. Ancak 1920'de Kafkasya ötesi Sosyalist Sovyet Cumhuriyetler Birliği'ne katılmıştır. 30 Ağustos 1991'de SSCB çöküşüyle bağımsızlığını yeniden ilan etmiştir.
Azerbaycan Cumhuriyeti üniter devlettir. Rayon adı verilen, il ve ilçelere karşılık gelen idari bölgelere ayrılmıştır. Bir Özerk Cumhuriyet (Nahçıvan), 66 rayon, 13 şehir rayonu, 70 şehir (11 büyükşehir) mevcuttur.
• Turizm potansiyeli yüksek bir cumhuriyettir.
• Bankacılık ve sigortacılık gelişme süreci göstermektedir.
• En önemli ihracatı petroldur.
• Petro-kimya ürünleri de ihracatta önemli yer tutmaktadır.
Azerbaycan'da eğitimin tüm diğer Türk devlet ve topluluklarına göre çok ileri düzeyde olduğu görülür. Birleşmiş Milletler, AGİT, IMF gibi kuruluşların da üyesidir.
Ulus çoğunluğunu Türk halkı olan Azeriler oluşturuyor.
Etnik Grup:


Azebaycanlılar
Türkler

Tatarlar

Ruslar

Ukraynalılar

Beyaz Ruslar

Gürcüler

Ermeniler

Talişler

Yahudi

Kürtler

Lezgiler

Avarlar

Tatlar

Sakurlar

Udinler

Diğer

Dağlık Karabağ
1988 Ocak ayında, Ermenistan Rusya'nın yardımı ile Azerbaycan'a karşı baskısını arttırdı. 6 Mayıs 1989 tarihli Sovyetler Birliği Bakanlar Kurulunun kararı ile Dağlık Karabağ yönetiminde görevli olan bütün Azerbaycanlılar bölgeden çıkarıldı. 30 Kasım 1989'da Еrmenistan Meclisi SSCB’nin onayı ile Karabağ'ı kendi topraklarına katma kararı aldı. 20 Ocak 1990’da Sovyet yönetimi aldığı kararla ordusunu sürerek Azerbaycan'a saldırdı.
Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ Ermeni tarafından işgal edilmiş ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına rağmen de facto Dağlık Karabağ Cumhuriyeti bölgeyi yönetmektedir. Yaklaşık 800.000 Azeri bölgeden göç etmiştir. Bu nedenle Dağlık Karabağ'da artık hemen hemen hiç Azeri yaşamamaktadır.
Dağlık Karabağ Savaşı yüzünden Ermeniler tarafından işgal edilen Dağlık Karabağ ve Ermenistan’da yaşayan Azerilerin yıllardan beri yaşadıkları topraklarından tamamen kovulmaları sonucunda, Azerilerin Ermenilere karşı oluşan büyük tepki, nefret ve düşmanlığa yol açıp Ermenileri göçe zorladı ve bütün Ermeni kilisesi kapalı kaldı. Dağlık Karabağ dışındaki Azerbaycan topraklarında 10 binden 30 bine kadar Ermeni vatandaş yaşamış, ama geleneksel ibadet yerlerini ziyaret etme imkanları kalmamıştır
*Bugüne kadar Kafkaslarda Türkçülük hareketlerinin merkezi hep Bakü olmuştur.
Atatürk: "Azerbaycan'ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir."
Haydar Aliyev: "Biz bir millet, iki devletiz."
Ebulfez Elçibey: "İki kardeşin yan yana ayrı devletler kurduğu nerede görülmüştür. Azerbaycan ve Türkiye olarak en kısa zamanda birleşmeliyiz."
Devlet adamlarının bu sözleri ülkeler arasındaki bağın derinliğini anlatmışlardır.

Bağımsız Türk Devletleri

BAĞIMSIZ TÜRK DEVLETLERİ ve TÜRK TOPLULUKLARI

BAĞIMSIZ TÜRK DEVLETLERİ


Türkiye
Azerbaycan Cumhuriyeti
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
Kazakistan
Özbekistan
Türkmenistan
Kırgızistan
Tacikistan

TÜRK TOPLULUKLARI

Afganistan Türkleri
Ahıska Türkleri
Balkanlarda Yaşayan Türkler
Batı Trakya Türklüğü
Bulgaristan Türkleri
Derbent Türkmenleri
Hazarlar ve Karaylar
Irak Türkleri

İdil-Ural Bölgesinde Yaşayan Türkler

İran Türkleri
Kafkas Türkmenleri
Kaşkay Türkleri
Kosova Türkleri
Sancak Türkleri
Kumuk Türkleri
Makedonya Türkleri
Meluncanlar
Moğolistan’da Türkler
Oryatlar (Altay Türkleri)
Nogay Türkleri
Romanya'da Yaşayan Türkler
Suriye Türkleri

AVRUPA KITASI




KITALAR

* Avrupa
* Antarktika
* Kuzey Amerika
* Güney Amerika
* Afrika
* Asya
* Avustralya



AVRUPA (yarımada)


Avrupa geleneksel olarak Dünya'daki 7 kıtadan biri olarak düşünülmekle birlikte aslında Asya ile coğrafi açıdan bağlantılı bir kıtadır ve bazan Avrasya adı altında anılır.

Avrupa'nın genel özellikleri şöyledir:

• Avrupa bir devrimler yarımadasıdır. Özellikle demokrasi, endüstriyel ve bilimsel açıdan dünyayı etkileyen devrimleri gerçekleştirmiştir.
• Nüfus yoğunluğunun fazla olduğu bir yarımadadır. Hayat seviyesi yüksektir. Nüfus artışı çok azdır. Hatta bazı ülkelerde nüfus azalması vardır.
• Avrupa, dünyada ihracat ve ithalatta önde gelen yarımadadır. Dünyada üretilen endüstri ürünlerinin üçte biri bu kıtaya aittir.
• Endüstrileşmiş ülkelerin toplandığı bir kıtadır. Birleşik Krallık (İngiltere), Fransa, İtalya ve Almanya endüstrileşme açısından çok ileri durumdadır.
• Çeşitli uluslara mensup insanların yaşadığı Avrupa'da 50 civarında devlet vardır. Komşu ülkeler arasında dil, ekonomik ve kültürel açıdan önemli farklar bulunur.


Ülke-Başkent

Doğu Avrupa:

-Azerbaycan
Bakü

-Beyaz Rusya
Minsk

-Bulgaristan
Sofya

-Ermenistan
Erivan

-Gürcistan
Tiflis

-Kazakistan
Astana

-Moldova
Kişinev

-Romanya
Bükreş

-Rusya
Moskova

-Ukrayna
Kiev

Orta Avrupa:

-Çek Cumhuriyeti
Prag

-Macaristan
Budapeşte

-Polonya
Varşova

-Slovakya
Bratislava

-Slovenya
Ljubljana

Kuzey Avrupa:

-Birleşik Krallık
Londra

-Danimarka
Kopenhag

-Estonya
Tallinn

-Finlandiya
Helsinki

-İzlanda
Reykjavík

-İrlanda
Dublin

-Letonya
Riga

-Litvanya
Vilnius

-Norveç
Oslo

-İsveç
Stokholm

Güney Avrupa:

-Arnavutluk
Tiran

-Andorra
Andorra la Vella

-Bosna-Hersek
Sarayova

-Hırvatistan
Zagreb

-Türkiye
Ankara

-Yunanistan
Atina

-İtalya
Roma

-Makedonya
Üsküp

-Malta
Valletta

-Karadağ
Podgorica

-Kıbrıs Cumhuriyeti
Lefkoşa

-Kosova
Priştine

-Portekiz
Lizbon

-San Marino
San Marino

-Sırbistan
Belgrad

-İspanya
Madrid

Batı Avrupa:

- Avusturya
Viyana

-Belçika
Brüksel

-Fransa
Paris

-Almanya
Berlin

-Lihtenştayn
Vaduz

-Lüksemburg
Lüksemburg

-Monako
Monako

-Hollanda
Amsterdam

-İsviçre
Bern

Dünya Kıtalar ve Ülkeler

10/28/2009

Münazaranın Temel Kuralları

Münazaranın Temel Kuralları

1. Zaman ve mekan sınırlamasıyla konu tartışılamaz.
Örnek: 2010 senesinde kürtajı yasaklayacağız, şimdilik serbest kalsın.
2. Havada kalan tanım ve argüman yapılamaz, kendinizi hiçbir şey bilmiyormuş gibi düşünün ve biliyorsanız bile açıklanmayan şeyleri cezalandırın.
Örnek: 8 haftadan önce kürtaj cinayet değil, 8 haftanın nedeni açıklanmalı.
Uydurma ya da yalan bir argüman ya da tez öne sürüldüyse be jüri bunun yalan olduğunu biliyorsa, karşı taraftan açıklama ve itiraz gelmediği sürece ve yanlış olduğu ortaya konmadığı sürece bu doğru kabul edilir, fakat bu onun iyi bir argüman olarak kabul edilmesini gerektirmez.

Tanım: Tanım münazara literatürüne yerleşmiş talihsiz bir kelimedir ve yanlış anlaşılmalara yol açmıştır. Tanım konuyu ya da kelimeleri tanımlamak değildir. Hükümetin savunacağı tezi/öneriyi net olarak ifade etmesidir. “Özgürlükler artmalıdır” konusunun tanımı “özgürlüğün” tanımını içermez. “Alkollü içki reklamları serbest bırakılmalıdır” bu konu için iyi bir tanım olabilir örneğin. İyi ve kötü tanım örnekleri hükümet açılış takımı görevleri anlatılırken belirtilmekte.

Argüman: Neden-sonuç ilişkisi kurulara bir şeyin neden yapıldığının anlatılmasıdır.
Örnek: Kürtaj serbest bırakılmalıdır.
Argüman: Bir kadın 9 ay boyunca bebeği karnında taşır ve doğunca bebeğe bakmakla yükümlüdür (sebeb). Bu nedenle bir doğumu yapıp yapamayacağına kendisi karar verebilir (sonuç). Bütün hayatı boyunca iyi bakamayacağını bildiği bebeği doğurmayarak hem doğacak olan bebeğe, hem de kendisine ve ailesine karşı sorumluluğunu yerine getirir. Zaten belli bir haftaya kadar fetüs bebek halinde değildir ve normal birr hücreden çok farklı değildir (açıklama).

Çürütme (karşı argüman): Bir argümanın neden sonuç ilişkisi kurularak, bir soruna çözüm getirmeyeceğinin, istenilen sonuca ulaşmayacağının açıklanmasıdır.
Örnek: Yukarıdaki argümana çürütme:
Bir çocuğu sadece bir kadının dünyaya getirdiğini söylemek ve tüm sorumluluğu ve çocukla ilgili hakları ona vermek mantıklı değildir. Çünkü bu çocuğu dünyaya iki kişi getirir ve babanın da hakları vardır. Ayrıca babanın ya da diğer aile fertlerinden önemlisi doğacak canlının “yaşama hakkı”dır. İnsan haklarının ilk ve en önemli maddesi insanca yaşama hakkıdır. Diğer haklar, annenin seçme hakkı, babanın seçme hakkı, hiçbirisi yaşam hakkından daha önemli değildir. Kadının kendi vücuduyla ilgili hakları vardır ancak dünyaya gelecek bir insanın yaşayıp yaşamama hakkını içermemelidir bu.












Münazarada Roller

Hüküment Açılış (1): Diğer adıyla başbakan, tartışılacak konuyu net bir biçimde ortaya koymak durumundadır. Bazı konularda (açık, yarı-açık) başbakanın net ve açık bir tanım yapması ve tezini vermesi gerekir. Bu tür konularda başbakanın yaptığı tanım çok önemlidir. Münazara bu tanım üzerinden gittiği için dikkatli seçilen bir tanım olmalıdır. Birkaç tane iyi ve kötü tanım örneği:
Konu: Berlin Duvarı yeniden inşa edilmelidir.
Kötü Tanım: Doğu Almanya inşa edilmeli ve komünizm yeniden kurulmalıdır.
İyi Tanım: Avrupa Birliği Doğu bloku ülkelerini alarak genişlemeyi durdurmalıdır.

Ne yapacağını net bir şekilde söylemelidir başbakan:

Konu: Kadınlar için pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır.
Kötü Tanım: Bugüne kadar kadınlar ayrımcılığın etkisinde kalmıştır. Bu yüzden kadınlara çeşitli faaliyetler ve uygulamalarla pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.
İyi Tanım: Kadınların mecliste temsil oranını artırmak için partilerin ilk 5 adayının 2’sinin kadın olma zorunluluğu getirilmelidir.

Daha kapalı konularda başbakanın konuyu daha da kapatması gereksizdir ve vakit kaybıdır.

Konu: Hayvanat Bahçeleri Kapatılmalıdır.
Tanım: Hayvanat bahçeleri kapatılmalı, bu hayvanlar Afrika’ya taşınmalı, yerlerine doğal alanlar kurulmalı, buralarda safari yapılmalıdır.

Bu konuda hayvanat bahçelerinin kapanmasını felsefe olarak tartışmak kalan hayvanların ne olacağını tartışmaktan daha önemlidir ve başbakan konuyu böyle bir yöne çekerek görevini yanlış yapmaktadır. Başbakanın görevi verilen konu eksininde tartışılmasını sağlamaktır.
Açık ve net tanımından sonra başbakan ortadaki sorunu anlatır. Örnek: İnternette dosya paylaşımı yasaklanmalıdır. Sorun: Dosya paylaşımı nedeniyle telif hakları ihlalleri artmış ve yaygınlaşmıştır, bu ihlallere zemin hazırlamaktadır.
Bu sorun temelinde, başbakan nedenlerini argümanlar kurarak anlatmaya başlar. İki argüman ya da bir argüman birinci konuşmacı için yeterlidir. Çünkü konuşmasının ilk kısmında tanımı anlatarak ve sorunu açıklayarak geçirir.

Örnek Konuşma:
Konu: Kürtaj serbest bırakılmalıdır.
Konuşma:
• Tanım: Hamileliğin sekizinci haftasından önce olmak şartıyla kürtaj serbest bırakılmalıdır.
• Sorun: Kadınlar istemedikleri doğuma zorlanarak hem kendileri hem de doğuracakları çocuların yaşamları sıkıntıya sokulmakta ve seçim hakları elinden alınmaktadır.
• Argüman: 8 haftanın sebebi, fetüsün durumu.
• Argüman: Kadınların 9 ay taşıyıp, hayatları boyunca bakacakları, hayatlarını etkilecek bir olayda seçimde bulunma/karar verme hakları.




Tanım nasıl olmamalıdır:

1. Kendini kanıtlayan ya da terzi savunulmaz bi tez olmamalıdır.
2. Tanımla konu arasında açık ve net bir ilişki bulunlaıdır/kurulmalıdır. Konu çarpıtılarak tanım üretilmemeldiri.
Örnek: Eşcinsel evilikler yasaklanmalıdır.
Tanım: Türkiye; İncirlik üssünü kapatlmalıdır.
3. Tanım, diğer konuşmacıların spesifik bilgisini gerektirecek bir tanım olmamalıdır.
Örnek: Devlet, güvenliğe daha fazla önem vermelidir.
Tanım: Devlet dairelerinde Microsoft Server kurulamaz.
4. Tanımda zaman ve mekan şartları olamaz.
Örnek: Basın özgürlkleri artırılmalıdır.
Tanım: Norveç’de devletin yayın tekeli kaldırılıp özel televizyonlara izin verilmelidir.

Tanım yukarıdaki maddelerden birisi gibiyse hükümet açılış takımı sonuncu olur. Muhalefet açılış tanıma itiraz edip tanımı ve münazarayı değiştirebilir. HA1 tanımını en geç 2. dakikada vermelidir.

Muhalefet Açılış (1): Çoğu münazarada tartışmanın ekseni muhalefet için de ana hatlarıyla bellidir. Fakat hükümetin tam tanımına ve ortaya koyduğu sorun ve çözüme çürütmelerde bulunup bu tanıma muhalefet etmek muhalefetin görevidir. Muhalefet açılışın yapabileceği şeyler şunlardır:

1. Sorunun aslında anlatıldığı gibi bir sorun olmadığını anlatmak ve jüriyi ikna etmek.
2. Tanımın ve çözüm önerisinin bu sorunu tam olarak çözmeyeceğini söylemek.
3. 2. maddeye ek olarak, farklı bir yöntemle sorunun çözülebileceğini söylemek ve yöntemi anlatmak.
4. Hükümet açılışta anlatılan yanlış tanımların birisinin başbakan tarafından yapılması durumunda “tanıma itiraz” ettiğini belirtip yeni tanım ortaya koymak.

Muhalefet Açılış takımı birinci konuşmacısının en temel görevi çürütme yapmaktır. Yukarıdaki ilk 3 maddeden kendi durumlarına uyanları uygulayarak karşı tarafın söylediklerinin çözüm getirmeyeceğini anlatır. Eğer bulabiliyorsa alternatif bir öneriyle de gelip aslında bu alternatifin sorunun çözümü olduğunu da savunabilir. Fakat bunu yapma mecburiyeti yoktur.
Muhalefet Açılış birinci konuçmacısı temel olarak çürütme yapar fakat bütün konuşmasını çürütmeye ayırması hatalıdır ve zaten yeterince yapılandırılmamış bir konuşma olur. Konuşmacı başbakanın yaptığı temel argümanlara saldırdıktan sonra muhalefet kanadının durduğu konumu anlatıp kendi argümanlarına geçmelidir. Aslında iyi bir muhalefet açılış konuşmasında argüman ve çürütme içiçedir.

Örnek Konuşma:
Konu: Kürtaj serbest bırakılmalıdır.
Konuşma:
• Çürütme: Yaşama hakkının önemi ve annenin seçim hakkından daha geçerli bir neden olduğu.
• Argüman: Kürtajın cinayetten farklı bir operasyon olmadığı, bir canlının yaşamına son verildiği.
• Argüman: Kürtajı kadının vücut bütünlüğü içinde değerlendirmenin hatalı olduğu.

Tanıma İtiraz: Hükümet Açılış (1)’de tanım nasıl olmamalıdır maddelerinden birisi yapılırsa muhalefet açılış tanıma itiraz etmelidir. Tanıma itiraz nadir bir durumdur ve dikkatle değerlendirilmelidir. Hatta jüri maçtan sonra jüri panelinde ilk olarak bu itirazın geçerliliğini tartışmalı ve diğer noktaları ona göre gözden geçirmelidir.
Muh. Açılış takımı tanıma itiraz ettiğinde şunları dikkatle yapmalıdır:
1. Tanıma itiraz ettiğini ve tanımı kabul etmediğini net biçimde dile getirmelidir.
2. Yeni, konuyla ilgili ve kurallara uygun net bir tanım vermelidir.
3. Bütün konuşmasında karşı tarafın tanımının hatalı olduğunu anlatmak yerine tanımını verdikten hemen sonra tıpkı bir hükümet açılış takımı gibi argümanlarla kendi tanımını desteklemeli ve güçlendirmelidir.

Tanıma itirazı değerlendirirken hükümetin tanımının geçersiz oldğuna kesin karar verip muhalefetin tanımını öyle değerlendirmek gerekir. Eğer geçerli bir tanıma itiraz ediyorsa muh. açılış sonucu olacaktır çünkü yapılması gerekenden farklı bir tartışma yapmaya başlamıştır.
Örnek:

Konu: Berlin Duvarı yeniden inşa edilmelidir.
Tanım: Doğu Almanya inşa edilmeli ve komünizm yeniden kurulmalıdır.

Tanımına itiraz edilemez. Tanım kötü olabilir ama geçerlidir. Muhalefet açılış itiraz etmek yerine tanıma ve argümanlara saldırıp puan toplamalıdır. Tanıma itiraz edilebilmesi için Tanım nasıl olmamalıdır (yukarıda) maddelerinin birisi gerçekleşmelidir.

Konu: Eşcinsel evlilik yasaklanmalıdır.
Tanım: Türkiye İncirlik üssünü kapatmalıdır.

Tanımına ise itiraz edilmelidir. Çünkü kapalı olan ve ne tartışılması gerektiği belli olan bir konuda hükümet konuyu çarpıtmaış ve istediği yöne çekmiştir. Bu konuda muhalefet açılış tanıma itiraz ettiğini belirtip hükümetmiş gibi “Eşcinsel evlilik yasaklanmalıdır” argümanlarını da verebilir, hükümet çarpıtma yapmamış gibi “Eşcinsel evlilik serbest bırakılmalıdır” argümanlarıyla da devam edebilir. Bu, muh. açılışın kendi insiyatifindedir. Eğer Hükümet kapanış ve muhalefet kapanış da itiraza uyarsa bu rollerde devam ederler.

Hükümet Açılış (2): Muhalefet Açılış konuşmacısı takım arkadaşınıza çürütmelerini yaptı, kendi tarafının argümanlarıyla bunları destekledi ve çözümünüzün geçersiz olduğunu anlattı. Hükümet Açılış (2) konuşmacısı da konuşmalarına çürütmelerle başlar. Muhalefet başkanının argümanlarını çürütür ve yaptığı çürütmelerin zayıf noktalarını anlatır. 2. konuşmacının temel görevi verilen öneriyi/tezi argümanlarla savunmaktır. O yüzden temel noktaları çürütüp kendi argümanları yapılandırmalıdır, tek tek bütün noktalar üzerinden geçerek çürütme yaparsa argümanlarını anlatmaya zamanı kalmayacaktır.










Örnek Konuşma:
Konu: Kürtaj serbest bırakılmalıdır.
Konuşma:
• Çürütme: Cinayet kelimesinin hatalı olduğu ve aslında bir canlının öldürülmediği (argümanlarla daha net açıklanacak).
• Çürütme: Kadının vücut bütünlüğü ve hakları kapsamında olduğu, çünkü çocuğun bundan sonraki hayatını yönlendireceği.
• Argüman: pratik sorunlara da yol açacaktır. İnsanlar yurtdışında serbest olan yerlerde kürtaj yaptırmaya zorlanmış olur. Bu durumda ya seyahat hakkı kısıtlanır ya da yasanın işlevsizliği kabullenilmiş olur.
• Argüman: Kürtaj yaptırmak zorunda olan kadınların sayısı azalmayacaktır böyle bir zorlamayla kürtaj yeraltına iner ve sağlıksız koşullarda ve kaçak olarak devam eder.
• Argüman: Fetüs yaşayan bir canlı mıdır? Düşünmeyenk, biyolojik olarak insan özellikleri göstermeyen, varlığından haberi olmayan bir hücre canlı olarak kabul edilemez. Bazı ülkelerde uygulanan 8 haftalık sınır kürtaj için yeterli bir sınırlamadırı.

Muhalefet Açılış (2): Hükümet Açılış (2)’ye benzer bir yapıda konuşur. Hükümet Açılış (2) temel olarak argümanları sıraladığı için bunları yıkması gerekir, o argümanları yıkarken Muhalefet Açılış (2) de kendi argümanlarını oluşturmaya başlar.

Örnek Konuşma:
Konu: Kürtaj serbest bırakılmalıdır.
Konuşma:
• Çürütme: Bazı yasaların bazı yerlerde esnek olması ya da olmaması yasa yapmada ölçü olamaz. Hollanda’nın bazı uyuşturucuların serbest ya da kullanımının esnek olması Türkiye’de esnekleştirilmesi için neden değildir.
• Çürütme: Fetüsün düşünememesi ve bütün biyolojik özelliklerinin gelişmemesi canlı olmadığının kanıtı olamaz. Ortaya çıkacak olanın bir canlı olduğunu ve fırsat verildiğinde sizin sahip olacağınız herşeye sahip olacağını bilmek, canlı olması için yeterli nedendir. Zaman sınırlaması da kesin bir kritere göre değildir, çünkü fetüsün ne zaman düşünmeye başladığı bilinmiyor.
• Argüman: Kürtajın yasak olması, kürtaja ihtiyacı kesinlikle azaltacaktır. İnsanları dikkat etmeye zorlayacak, evlilik dışı, istenmeyen gebelikleri –başka çareleri kalmayacağı için- bitirecektir.

Hükümet Kapanış (1): Çok tartışılan ve karıştırılan bir görevi vardır. “Yeni boyut”. Üçüncü konuşmacı konuşmasına birkaç dakika muh. aç (2)’nin argümanlarını çürütmekle başlar. Daha sonra ise kendi argümanlarına geçer.

Yeni Boyut nedir: Hükümet tarafının tanımını/tezini hükümetin diğer üyeleri tarafından söylenmemiş argümanlarla ve çürütmelerle savunmaktır. Yeni bir öneri değildir, yasa tasarısına ek yapmak ya da değişiklik yapmak hiç değildir. Daha önce söylenmemiş bir boyutta konuyu ele almaktır.





Örnek:
Konu: Kürtaj serbest bırakılmalıdır.
Yeni boyut (daha önce söylenmemiş argümanlar):
• Tıptaki gelişmelerle çocukların özürlü doğup doğmayacağı anlaşılabiliyor, bu durumlarda aile isterse kürtaj uygulanabilir. Ayrıca bazı sıkıntılı doğumlarda anneyi kaybetme riski ortaya çıkıyor. Kürtaj yasağı nedeniyle annelerin kaybı artabilir.
• Ayrıca olayın sosyal yönü de vardır. Tecavüze uğramış ya da yasak bir ilişki sonucu ortaya çıkan gebeliklerin yükünü anne tek başına çekmek zorunda kalabilir. Bu annelerin üzerinde toplum baskısı da artacak ve çocuk için de yeterli sosyal ortam ileride sağlanamayacaktır.

Burada doğurmak istemediği çocuğu doğuran kadınların üzerindeki sosyal baskı ve doğumlarda istenmeyen durumlarda kürtaj uygulanabilmesi hük. Açılış tarafında bahsedilmeyen argümanlardır ve olayın başka bir boyutuyla savunulmasıdır. Bu nedenle iyi birer “yeni boyut”tur.

Kötü bir örnek: Muhalefet Açılış 2. konuşmacının söylediği “Fetüsün tam olarak ne zaman biyolojik yapısını kazandığı bilinmiyor” tezinden yola çıkarak “İsveç, Danimarka, Japonya ve ABD’den getirdiğimiz doktorlarla bir araştırma kurumu açıp fetüsün ne zaman düşünmeye başladığını araştırıp zaman sınırını ona göre belirleyeceğiz” ek tasarısı çok kötü bir yeni boyuttur. Tartışılan konuya herhangi bir katkısı yoktur ve olayın başka bir yönünü değil, tasarının ufak bir ayrıntısıdır ancak.

Örnek Konuşma:
Konu: Kürtaj serbest bırakılmalıdır.
Konuşma:
Çürütme: Tüm doğum kontrol yöntemleri %100 etkili değildir. Kürtaj yasaklanınca istenmeyen gebelikler azalır ne kadar doğru olsa da istenmeden oluşan gebeliğin sonuçları aynı kalacaktır. Kürtaj zaten sorunlu bir operasyondur, gelecekte problemlere yol açmaktadır, kimse nasıl olsa kürtaj yaptırırız diye gebe kalmamaktadır.
Argümanlar: Yukarıdaki yeni boyut örneği

Münazaraya yeni boyut kazandırmak isteyen kapanış takımı kesinlikle konu ve tanıma bağlı kalmalıdır. Yeni birşeyler eklemek için açılış takımıyla çelişmemesi gerekir.
Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, yeni boyutun açılış takımının söylediklerine örnekler ve açıklamalar olmamasıdır. Eğer yanlış anlaşılmayan veya açıklanmayan bir nokta varsa açılış takımı tarafından, bunların açıklanması kapanış takımına + puan getirecektir. Fakat kapanış takımının kendi farklı perspektifini de yeni argümanlarla sunması gerekir.

Yeni boyut dışında kapanış takımı 3. konuşmacısı, muh.aç tarafından söylenen fakat hükümet aç. Tarafında çürütülmeyen argümanları da çürütürse maçı kazanma şansı artar. Fakat 3. konuşması bütün konuşmasını çürütme yaparak geçirmemeli, yeni boyutunu da sunmalıdır. Eğer hükümet açılış takımı argümanlarının altını iyi dolduramadıysa ve hükümet kapanış takımı bu argümanları daha iyi açıkladıysa, bu da yeni boyut demektir.




Muhalefet Kapanış (1): Hükümetin yeni boyutuna konsantre olmalıdır. Yeni söylenen argümanları çürütmek muh. 3. konuşmacının temel görevidir. Hükümet açılış tarafından söylenip muh. aç. Tarafından çürütülmeyen argümanları çürütmesi + puandır ancak kendi teme görevini mutlaka yapmalıdır. Bu konuşmacı söylenilen çürütmeleri yaptıktan sonra muhalefet kanadının pozisyonunu güçlendirecek yeni boyutla argümanlar üretirse mükemmel bir konuşma yapmış olur.

Örnek Konuşma:
Konu: Kürtaj serbest bırakılmalıdır.
Çürütme (HA’ya): Kürtahın yeraltına inmesi (daha önce çürütülmediği için bahsedilmesi iyidir) yasakla birlikte gelen bir olgu olmaz. Şu anda da daha ucuz olduğu için illegal kürtaj vardır ve muh. aç takımının da açıkladığı gibi, yasakla birlikte azalacak olan istenmeyen gebelik oranıyla bu da azalacaktır.
Çürütme(Yeni boyuta): Annenin veya bebeğin ölebileceği sıkıntılı doğumlarda ölüm kesin değildir. Bir canlıyı öldürmek yerine bu riski alıp doğum yapılmalıdır.
Çürütme (Yeni boyuta): Özürlülük, bir insanı öldürmek için yeterli neden olamaz. O ya da bu şartlarda o insanın da yaşama hakkı vardır (yaşama hakkının ilk hak olduğundan muh. aç bahsetmişti, oraya bağlantılanabilir.) Bu düşünce tarzı, gebelikte farkedilmeyen fakat doğum sırasında özürlü olarak doğan bebekleri öldürme hakını getirir.
Çürütme (Yeni boyuta): Bir suçun sorumlusu yeni doğmakta olan bir bebek olamaz. Tecavüz şuçu işlendi diye bir bebeği öldürmek mantıklı değildir.
Çürütme: İstenmeyen bebek doğumu kürtajla engellemek yerine istenmeyen bebeklerin yetiştirme yurtlarına verilmesi sağlanmalıdır, böylece sosyal baskıdan da kurtulmuş olunur.

Örneğin bu konuşmacı fetüsün canlı kabul edilme zaman sınırıyla ilgili (8 hafta) bir çürütme yapmamalıdır. Çünkü bu konu üzerinde argümanlar çürütmeler daha önceki 4 konuşmacı tarafında da verilmiştir ve yinelenirse gereksiz ve puan kazandırmayan bir argüman olacaktır.

Not: HK hiç yeni birşey söylemezse, MK çürütme yapamayacağı için ve MA’yı aynen tekrar edemeyeceği için yeni argümanlarla muhalefet adına yeni boyut kazandırmalıdır. Zaten çürütmelerde/karşı argümanlarda kullandığı argümanları sadece argüman olarak kullanarak bunu yapabilir.

Hükümet Kapanış (2): Muh. kapanış (1) hemen hemen bütün konuşmasını takım arkadaşınızın argümanlarına saldırarak geçirdi, bu yüzden öncelikle muh. 3. konuşmacısının konuşmasına konsantre olun ve söylediklerini çürütün, takım arkadaşınızı savunun. Eğer yeni bir argüman gelmişse MK1’den onu da çürütün. Fakat bu çürütme 2. dakikayı geçmesin çünkü daha bütün konuşmayı analiz etmediniz.
Daha sonra son konuşmacıların temel görevi olan bütün konuşmayı analiz etme kısmı var. Bunu özetle şu yolla yapmalıdır son konuşmacı:

1. Hükümetin savunduğu pozisyonu anlatın.
2. Hükümetin ana argümanlarını toparlayarak ve aralarındaki bağlantıyı kurarak bu pozisyonu savunun.
3. Muhalefetin temel argümanlarını çürütün (Daha önceki çürütmelerden farklı olursa daha iyi olur).

Hükümet kapanış temel olarak bunları yapar. Yeni gelen bir argümana çürtüme yapacağı için yeni bir şey eklemiş olur (pozitif materyal). Hükümetin son konuşmacısının pozitif materyal eklemesinde, eğer tamamen öncekilerden ilgisiz bir materyal değilse, sorun yoktur.
Sorunlu bir pozitif materyal örneği:
İstatistikler ve kürtajın uygulanma sıkılığı, halkın kürtajın serbest bırakılmasını istediğini öngörmektedir. Bu yüzden insanlara kendi seçim hakları tanınmalı ve kürtaj serbest bırakılmalıdır.

Bu argüman daha önce hiç kullanılmamıştı iki taraftan da ve 4. konuşmacı tarafından şimdi ortaya atıldı. Bu argüman konuşmacının konuşmasını negatif yönde etkilemez, fakat temel görevlerini yapmayıp buna zaman ayırdığı için asıl yapması gerekenelri de eksik yapacaktır.

Sorunsuz bir pozitif materyal:
MK1’in yetiştirme yurdu argümanına yanıt: Türk aile yapısı ve sosyal yapısı gereği bir kadının istemediği bebeği, doğduktan sonra bakmayacak olsa bile 9 ay boyunca taşıması ve doğumu gerçekleştirmesi üzerindeki baskıyı azaltmaz. Böyle bir durum töre cinayetlerine bile neden olabilir.

Bu argüman daha önce söylenmemiş bir argümandı. Fakat daha önce muhalefetin söylediği bir argümanlaa bağlantısı var ve ona yanıt niteliğinde. Bu yüzden geçerli bir argüman, hatta 4. konuşmacının konuşmasına başlarken kullanması gereken (çürütmek için) iyi bir argüman.

Örnek Konuşma:
Konu: Kürtaj serbest bırakılmalıdır.
Konuşma:
• Çürütme (MK1’e): Yukarıdaki örnek
• Analiz
1. Hükümetin pozisyonu: Hükümet kanadı olarak kürtajın serbest bırakılmasını savunuyoruz çünkü insanların bireysel seçme özgürlüklerinin ve kendi yaşamları hakkında önemli kararlarını verebilme özgürlüklerinin yanındayız.
2. Hükümetin temel argümanları:
a. Bir kadının 9 ay boyunca taşıyacağı ve hayatı boyunca bakacağı bir bebeği hayatını şekillendireceği için doğurup doğurmama hakkı vardır.
b. Ortaya çıkan bir bebek ya da canlı değil, bir hücre yok edilmektedir ve bu biir cinayet değildir, ailenin ya da annenin kendi isteğiyle yapılmaktadır. Fetüsün düşünme ve varlığını bilme yetisi gelişmeden kürtaj yapılabilir.
c. Yasaklanmayla kürtaj önlenemeyecektir. İstenmeyen bir çocuğun doğumu büyük sorunlar yaratacaktır ve bu yüzden yasak olsa bile illegal olarak devam edecektir.
d. Sağlıkla ilgili bazı durumlarda, özürlü çocuk doğması ya da annenin hayatını etkileyecek riskli doğum gibi, kürtaj hakkı verilmelidir.
e. Tecavüze uğramış ya da yasak bir ilişki sonucu gebe kalmış bir kadının gebe olduğu anlaşılması ve çocuğu dünyaya getirmesi sosyal olarak hem onun hem çocuk için sorun yaratacaktır.
3. Muhalefetin temel argümanlarına çürütme: Yukarıdakilere ek olarak (hem argüman sıralama hem çürütme var çünkü iç içe)
a. Doğum kontrolüne tam güvenmek hatalıdır, %100 güven sağlayan bir güven sağlayan bir yöntem yoktur. İstenmeyen gebelikler her an meydana gelebilir ve kürtaj hakkı verilmelidir.
b. Zaten herkes kürtaj yapacağım diyerek cinsel ilişkiye girip gebe kalmıyor. Çünkü tehlikeli be bir daha çocuk yapamama gibi riskleri olan bir operasyon.
c. Yetersiz yurt ve bakım sistemi nedeniyle ve cahil kesmin de kürtaja başvurması nedeniyle çocuk yetiştirme yurtları sistemi çözüm olamaz. Sokaklara bırakılan çocuk sayısındaki patlama sosyal sorunları artıracaktır.

Muhalefet Kapanış (2): Muhalefet kanadı olarak sürekli gelen tasarıyı çürütüp yıkmaya çalıştınız. MK 2 de muhalefet adına özet ve analiz yapacağına göre çürütmelerle hükümetin açıklarını gösterecek ve konuşmasını tamamlayacak. HK 2 ile benzer bir yapıda konuşma yapmalıdır. Yani;
1. Muhalefetin savunduğu pozisyonu anlatın.
2. Muhalefetin ana argümanlarını toparlayarak ve aralarındaki bağlantıyı kurarak bu pozisyonu savunun.
3. Hükümetin temel argümanlarını çürütün. (Daha önceki çürütmelerden farklı olursa daha iyi olur.

Zaten bu sınırlar tam ayrılmamıştır. Yukarıda HK 2’de olduğu gibi çürütme ve argümanların birlikte özetlenip harmanladığı konuşmalar en ideal olanlarıdır. Bu konuşmacı kesinlikle pozitif meteryal veremez.

Jüriler pozitif materyal verildiği zaman bunu not etmesin ve görmezden gelsin. Yani herhangi bir ceza uygulanmasın, fakat bu süreyi zaten kapanış konuşmacısı boşa harcadığı için konuşmasının bütünlüğünü sağlayamayacak ve çok derli toplu olması gereken konuşması bölünecektir.

Konuşmanın yapısı

İyi bir konuşmacı argümanlarını geliştirmek için ve söylediği tam olarak anlatabilmek için konuşmasını belli bir yapısal bütünlüğe sokmalıdır. Konuşması çok dağınık olan ve yapısı bozuk olan bir konuşmacının çok iyi bir puan alması mümkün değildir, çünkü argümanlarını anlatması ve aralarındaki bağlantıyı kurması imkansızdır.

0:00-1:00
Söz hakkı verilmez.
Konuşmacı konuşmasına dikkat çekecek bir şekilde, bir espriyle vb. Başlayabilir, etkili olur fakat zorunlu değildir.
Konuşmanızda neden bahsedeceğinizi anlatın. Bunu tek tek 3 maddeden bahseddeceğim şekline değil ya da şimdi çürütme yapacağım şeklinde değil, konuşmamızın ana argümanları ne olacak ondan bahsederek yapmanız gerekir.
Örnek Konuşma:
Konu: Kürtaj serbest bırakılmalıdır.
HA1’in aşağıdaki konuşması için örnek giriş:
Kürtaj yasağının kadınlar için yarattığı sorunlardan bahsedip, 8 haftaya kadar gebelikte kürtajın neden serbest bırakılması gerektiğini anlatacağım ve bunu kadının hakları açısından ele alacağım.
• Tanım: Hamileliğin sekizinci haftasından önce olmak şartıyla kürtaj serbest bırakılmalıdır.
• Sorun: Kadınlar istenmedikleri doğuma zorlanarak hem kendilerini hem doğuracakları çocukların yaşamları sıkıntıya sokulmakta ve seçim hakları ellerinden alınmaktadır.
• Argüman: 8 haftanın sebebi, fetüsün durumu.
• Argüman: Kadınların 9 ay taşıyıp hataları boyunca bakacakları, hayatlarını etkileyecek bir olayda seçimde bulunma/karar verme hakları.

Daha sonra takım arkadaşınızın nelerden bahsedeceğini hatırlatıp ilk dakikayı doldurun ve konuşmanıza geçin.

1:00-2:00
Konuşmacı hala bir konuşma yapmadığı için söz hakkı alması mantıksızdır.
İlk noktanızla (çürütme ya da argüman) konuşmanıza başlayın.

2:00-6:00
Konuşmacı 2-3 söz hakkını burada vermelidir.
Bu dakikalarda argüman ve çürütmelerinizi tam olarak oluşturun ve anlatın.

7:00
Konuşmanızın özetini verin. Özet hangi argümanlardan temel olarak bahsettiğinizdir ve noktanızı nasıl desteklediğinizdir.
En geç 7:20, 7:30’da konuşmanızı bitirin ve oturun.

7:20
Bu dakikadan sonra jüri kalem bıraır ve not almaz, söyledikleriniz dikkate alınmaz.

8:00
Jüri oturmanızı isteyebilir.

Söz hakları:
Bir münazır konuşması dışında da aktif olmalıdır. Bunun en kolay yolu söz haklarıdır. Bir konuşmacının sık sık ve etkili söz hakkı kullanması kendisi için + puandır. Ayrıca bu yolla konuşması dışında da çürütme yapıp argüman sunma imkanı vardır ve bunlar etkiliyse değerlendirilir.

Söz hakkı istenirken dikkat edilmesi gerekenler:
• Çok gürültükü ve rahatsız edici isteniyorsa, sizi ve konuşanları rahatsız ediyorsa münazırı uyarın.
• Söz hakkı süresi 15 saniyedir. 15 saniye sonunda eğer konuşmacı devam edin demezse söz hakkı isteyen oturmak zorundadır.
• Eğer söz hakkının herhangi bir noktasında soru anlaşıldıysa konuşan söz hakkı isteyeni oturtabilir. Bu hakkı saklıdır. Bu durumda söz hakkı isteyen münazır oturmak durumundadır. Bu hakkı aşağılamak için kullananlar (söz hakkı verip hemen geri oturun diyenler örneğin) jüri tarafından değerlendirilir.
• Otur dendiği zaman oturmayan münazırlara jüri başkanı müdahale edebilir.
• Sadece konsantrasyon bozmak için alınmış, iyi bir soru veya bilgilendirme verilmeyen söz hakları olumlu değerlendirilmez.
• Bir konuşmacıdan konuşması boyunca sadece 2-3 söz hakkı istenmiş ve vermeye fırsatı olmamışsa, söz hakkı vermediği için olumsuz olarak değerlendirilmemelidir.
• Konuşmacıdan yeteri kadar söz hakkı istemiş ve hiç söz hakkı vermemişse konuşmacıdan puan düşürülür.

Viyana Sözleşmesi

Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi (18 Nisan 1961)
Bu Sözlesmeye taraf olan Devletler
Eski zamanlardan beri bütün ülkelere mensup insanlarin diplomasi görevlilerinin statüsünü tanidiklarini HATIRLAYARAK, Birlesmis MIlletler Yasasinin Devletlerin egemen esitligi, uluslararasi baris ve güvenligin korunmasi ve uluslar arasinda dostane iliskilerin gelistirilmesi hakkindaki amaç ve ilkelerini
GÖZÖNÜNDE BULUNDURARAK,
Bu Sözlesme hükümlerince açikça düzenlenmeyen meselelerde teamüli hukuk kurallarinin uygulanmasina devam olunacagini TEYID EDEREK,
Asagidaki Hususlarda Anlasmislardir:
Madde 1- Bu Sözlesme bakimindan, asagidaki deyimler, karsilarinda yer alan anlamlari haiz olacaklardir:
a) "Misyon sefi" gönderen Devlet tarafindan bu sifatla hareket etmek üzere görevlendirilen sahistir;
b) "Misyon üyeleri", misyon sefi ve misyon kadrosuna mensup üyeleridir;
c) "Misyon kadrosunun üyeleri", misyonun diplomatik kadrosunun, idari ve teknik kadrosunun ve hizmet kadrosunun üyeleridir;
d) "Diplomatik kadronun üyeleri", misyon kadrosunun diplomatik rütbe tasiyan üyeleridir;
e) "Diplomatik ajan", misyon sefi veya misyonun diplomatik kadrosunun bir üyesidir;
f) "Idari ve teknik kadronun üyeleri", misyon kadrosunun misyonun idari ve teknik hizmetinde çalisan üyeleridir;
g) "Hizmet kadrosu üyeleri", misyon kadrosunun misyonun iç hizmetinde bulunan üyeleridir;
h) "Özel hizmetçi", misyonun bir üyesinin ev hizmetinde bulunan ve gönderen Devlet hizmetinde çalismayan bir sahistir;
i) "Misyon binalari", misyon sefinin ikametgahi dahil olmak üzere ve mülkiyete bakilmaksizin, misyonun maksatlari için kullanilan binalar veya bina bölmeleri ile bunlarla irtibatli arazidir.
Madde 2 - Devletler arasinda diplomatik iliskiler ve daimi diplomatik misyonlar kurulmasi karsilikli riza ile olur.
Madde 3 - 1. Bir diplomatik misyonun görevleri, digerleri meyaninda, sunlari da kapsar:
a) Gönderen Devleti kabul eden Devlette temsil etmek;
b) Kabul eden Devlette, uluslararasi hkukun müsaade ettigi sinirlar içinde gönderen Devletin ve vatandaslarinin çikarlarini korumak;
c) Kabul eden Devlet Hükümeti ile müzakereler yapmak;
d) Bütün yasal imkanlarla kabul eden Devletin durumunu ve gelismelerini tesbit etmek ve bunlar hakkinda gönderen Devlet Hükümetine bilgi vermek;
e) Gönderen Devlet ile kabul eden Devlet arasinda dostana iliskileri ilerletmek ve ekonomik, kültürel ve bilimsel iliskilerini gelistirmek;
2. Bu Sözlesmedeki hiçbir hüküm konsolosluk görevlerinin bir diplomatik misyon tarafindan yürütülmesini önleyecek sekilde yorumlanamaz.
Madde 4 - 1. Gönderen Devlet kabul eden Devletten bu Devlete misyon sefi olarak göndermek istedigi sahis için agrYment almak zorunlulugundadir.
2. Kabul eden Devlet, agreement'in reddi halinde gönderen Devlete sebep göstermek zorunlulugunda degildir.
Madde 5 - 1. Gönderen Devlet, ilgili kabul eden Devletlere gerekli ihbarda
bulunduktan sonra, yerine göre bir misyon sefini veya diplomatik kadronun herhangi bir üyesini, kabul eden Devletlerden herhangi biri tarafindan açikça itirazda bulunulmadikça birden fazla Devlet nezdinde akredite edebilir.
2. Gönderen Devlet bir misyon sefini, bir veya daha fazla sayida baska Devlete akredit ettigi takdirde, misyon sefinin sürekli oturmadigi Devletlerin her birinde bir geçici Maslahatgüzarin (Charge d'Affaires ad interim) yönettigi bir diplomatik misyon kurabilir.
3. Bir misyon sefi veya misyonun diplomatik kardosunun herhangi bir üyesi, herhangi bir uluslararasi kurulus nezdinde gönderen Devletin temsilciligini yapabilir.
Madde 6 - Kabul eden Devletçe itiraz edilmedikçe iki veya daha fazla sayida Devlet, ayni sahsi diger bir Devlet nezdinde misyon sefi olarak akredit edebilirler.
Madde 7 - 5., 8., 9., ve 11. madde hükümleri sakli kalmak sartiyla, gönderen Devlet, misyon kadrosunun üyelerini serbestçe tayin eder. Kara, deniz veya hava ataselerinin tayininde, kabul eden Devlet, bunlarin adlarinin, onayi alinmak üzere önceden bildirilmesini isteyebilir.
Madde 8 - 1. Misyonun diplomatik kadro üyeleri prensip itibariyle gönderen Devletin vatandasi olmalidir.
2. Misyonun diplomatik kadro üyeleri, kabul eden Devletin her zaman geri alinabilecek rizasi olmadikça, bu Devletin vatandaslari arasinda tayin edilemez.
3. Kabul eden Devlet, gönderen Devletin vatandasi olmayan üçüncü bir Devletin vatandaslari için de ayni hakki sakli tutabilir.
Madde 9 - 1.Kabul eden Devlet, herhangi bir zaman ve kararinin gerekçesini açiklamak zorunlulugunda olmaksizin, gönderen Devlete misyon sefinin veya misyon Diplomatik kadrosunun herhangi bir üyesinin istenmeyen sahis (Persona non grata) oldugunu veya misyon kadrosunun herhangi bir baska üyesinin kabule sayan olmadigini bildirebilir. Bu takdirde, gönderen Devlet, duruma göre, ilgili sahsi geri çagirir veya misyondaki görevine son verir. Bir sahis kabul eden Devletin ülkesine gelmeden önce de istenmeyen veya kabule sayan olmayan sahis olarak ilan edilebilir.
2. Gönderen Devlet bu maddenin 1.fikrasinda kayitli yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddeder veya makul bir süre içinde yerine getirmezse, kabul eden Devlet ilgili sahsi misyonun bir üyesi olarak tanimayi reddedebilir.
Madde 10 - 1. Kabul eden Devletin Disisleri Bakanligina, veya mutabik kalinacak baska Bakanliga, asagidaki hususlar bildirilecektir:
a) Misyon üyelerinin tayini, gelisleri ve kesin ayrilislari veya misyondaki görevlerinin sona ermesi;
b) Misyonun bir üyesinin ailesine mensup olan bir sahsin gelisi ve kesin ayrilisi ile uygun bulundugunda, bir sahsin misyonun bir üyesinin ailesine dahil olmasi veya bu durumdan çikmasi;
c) Bu fikranin (a) bendinde belirtilen sahislar tarafindan istihdam olunan özel hizmetçilerin gelisi ve kesin ayrilislari ile gerektiginde, bunlarin sözkonusu sahislarin hizmetinden ayrilmalari vakiasi;
d) Kabul eden Devlette ikamet eden sahislarin misyon üyeleri olarak veya ayricalik ve bagisiklik taninan özel hizmetçiler olarak istihdam edilmeleri ve bu görevlerine son verilmesi.
2. Mümkün olan hallerde, gelis ve kesin ayrilislar önceden de bildirilecektir.
Madde 11 - 1. Misyonun kadrosu hakkinda özel anlasma bulunmadigi takdirde, kabul eden Devlet kendisinin içinde bulundugu durum ve kosullari ve sözkonusu misyonun ihtiyaçlarini gözönünde bulundurarak misyonun kadrosunun kendince makul ve normal sayilan hadler dahilinde tutulmasini talep edebilir.
2. Ayni sekilde, kabul eden Devlet, benzer sinirlar içinde ve ayirim gözetmeksizin belirli bir kategoriye mensup memurlari kabul etmeyi reddedebilir.
Madde 12 - Gönderen Devlet, kabul eden Devletin önceden açik rizasi olmadan, misyonun kuruldugu mahallerden baska yerlerde misyonun bir kismini teskil eden bürolar kuramaz.
Madde 13 - 1. Misyon sefi, kabul eden Devlette cari olan ve yeknesak bir tarzda uygulanacak usule göre, ya itimatnamesini takdim ettigi zaman veya gelisini bildirigi ve itimatnamesinin aslina uygun bir örnegi kabul eden Devletin Disisleri Bakanligina veya mutabik kalinacak baska bir Bakanliga tevdi olundugu zaman, kabul eden Devletteki görevine baslamis sayilir.
2. Itimatnamelerin veya bunlarin gerçek suretlerinin takdim sirasi, misyon sefinin gelis tarihi ve saatine göre tayin olunur.
Madde 14 - 1. Misyon sefleri asagida gösterilen üç sinifa ayrilir:
a) Devlet Baskanlari nezdinde akredite edilen Büyükelçiler veya Nonslar ile muadili rütbedeki diger misyon sefleri;
b) Devlet Baskanlari nezdinde akredite edilen Murahhaslar, Elçiler ve Enternonslar;
c) Disisleri Bakanlari nezdinde akredite edilen Maslahatgüzarlar;
2. Öncelik sirasi ve adabi muaseret kurallari disinda, misyon sefleri arasinda siniflari dolayisiyla bir fark gözetilmeyecektir.
Madde 15 - Misyon seflerinin tayin edilecegi sinif, Devletler arasinda varilan nutabakatla tesbit olunur.
Madde 16 - 1. Misyon sefleri, kendi siniflari dahilinde 13 madde uyarinca görevlerine baslayip tarih ve saatine göre öncelik tasirlar.
2. Bir misyon sefinin itimatnamesinde sinifini degistirmeksizin yapilan tadiller önceligini etkilemez.
3. Bu madde, kabul eden Devletin Papalik Temsilcisinin önceligi hakkindaki herhangi bir uygulamasini etkilemez.
Madde 17 - Misyonun diplomatik kadrosu üyelerinin önceligi hakkindaki herhangi bir uygulamasini etkilemez.
Madde 18 - Misyon seflerinin kabulü konusunda her Devletin uygulayacagi usul, her sinif için yeknesak olacaktir.
Madde 19 - 1. Misyon sefinin görevi münhal oldugu, veya misyon sefi görevlerini yerine getiremedigi takdirde, bir geçici Maslahatgüzar (Charge d'Affaires ad interim) geçici olarak misyon sefi görevlerini yapacaktir. Geçici Maslahatgüzarin adi, ya misyon sefi tarafindan, veya bunun mümkün olmamasi halinde gönderen Devletin Disisleri Bakanligi tarafindan, kabul eden Devletin Disisleri Bakanligina veya mutabik kalinacak, baska bir Bakanliga bildirilir.
2. Kabul eden Devlette Misyonun diplomatik kadrosunun hiç bir üyesi bulunmadigi takdirde, kabul eden Devletin rizasi ile, idari ve teknik kadrosunun bir üyesi, gönderen Devlet tarafindan misyonun güncel idari islerini yürütmek üzere tayin edilebilir.
Madde 20 - Misyon ve sefi, gönderen Devletin bayragini ve armasini, misyon sefinin ikametgahi da dahil olmak üzere misyonun binalarinda ve misyon sefinin nakil vasitalarinda kullanmak hakkini haizdirler.
Madde 21 - 1. Kabul eden Devlet, kanunlarina uygun olarak, kendi ülkesinde gönderen Devletin misyonu için gereken binalarin edinilmesini kolaylastiracak
veya gönderen Devletin baska suretle yer bulmasina yardimci olacaktir.
2. Ayni sekilde, kabul eden Devlet, gerekiyorsa üyelerine uygun yer bulmalari için misyonlara yardim edecektir.
Madde 22 - 1. Misyon binalari dokunulmazligi haizdir. Kabul eden Devlet yetkilileri misyon sefinin rizazi olmadikçe bu binalara giremezler.
2. Kabul eden Devlet, misyon binalarini herhangi bir tecavüz veya zarara karsi korumak ve misyonun huzurunun herhangi bir sekilde bozulmasi veya itibarinin kirilmasini önlemek üzere her türlü tedbiri almak özel göreviyle yükümlüdür.
3. Misyon binalari ile içindeki esyalar ve diger mallar ve misyonun nakil vasitalari arama, el koyma, haciz veya icradan bagisiktirlar.
Madde 23 - 1. Gönderen Devlet ve misyon sefi, yerine getirilen belirli hizmetlerin bedeli olan ödemelerin disinda, ister malik, ister kiraci olsunlar misyon binalari bakimindan bütün milli, bölgesel veya beledi vergi ve resimlerden bagisiktirlar.
2. Bu maddede bahis konusu vergiden bagisiklik, gönderen Devlet veya misyon sefi ile akit yapan sahislarin kabul eden Devletin kanununa göre ödemeleri gereken vergi ve resimlere uygulanmaz.
Madde 24 - MIsyonun arsivleri ve evraki herzaman ve nerede bulunursa bulunsun dokunulmazligi haizdir.
Madde 25 - Kabul eden Devlet, misyon görevlerinin yürütülmesi için her türlü kolayligi saglayacaktir.
Madde 26 - Kabul eden Devlet, milli güvenlik nedenleriyle girisi yasaklanan veya kurallara baglanan bölgeler hakkindaki kanun ve nizamlari sakli kalmak sartiyla, ülkesinde misyonun bütün üyelerine hareket ve seyahat serbestligi saglayacaktir.
Madde 27 - 1. Kabul eden Devlet, misyonun her türlü remi amaç için serbestçe haberlesmesine izin verecek ve bunu koruyacaktir. Gönderen Devletin hükümeti ve nerede bulunursa bulunsun, diger misyonlari ve konsolosluklari ile haberlesme esnasinda misyon, diplomatik kuryeler ve kodlu veya sifreli mesajlar dahil olmak üzere, uygun bütün haberlesme vasitalarini kullanabilir. Bununla beraber, misyon, telsiz vericisini ancak kabul eden Devletin rizasi ile kurabilir ve kullanabilir.
2. MIsyonun resmi yazismasi ihlal edilemez. Resmi yazisma, misyona ve görevlerine ait her türlü yazisma demektir.
3. Diplomatik çanta açilamaz veya alikonulamaz.
4. Diplomatik çantayi teskil eden paketlerin bu niteligini gösterir harici isaretler tasimasi gerekir ve bunlar ancak diplomatik evraki veya resmi maksatlar için kullanilan maddeleri ihtiva edebilirler.
5. Statüsünü ve diplomatik çantayi teskil eden paketlerin sayisini belirten bir resmi belge tasiyacak olan diplomatik kurye, görevlerinin ifasinda kabul eden Devlet tarafindan korunacaktir. Diplomatik kurye sahsi dokunulmazliktan yararlanir ve hiçbir sekilde tutuklanamaz veya gözaltina alinamaz.
6. Gönderen Devlet veya misyon "ad Hoc" (özel) diplomatik kuryeler tayin edebilir. Bu maddenin 5. fikrasinin hükümleri, kuryenin uhdesindeki diplomatik çantayi alicisina teslim etmesi üzerine ayni fikrada öngörülen bagisikliklarin sona ermesi kaydiyla bu durumlarda da uygulanacaktir.
7. Diplomatik çanta, müsaade olunan bir giris limanina inecek bir ticari uçagin kaptanina emanet edilebilir. Kaptana çantayi teskil eden paketlerin sayisini belirten resmi bir belge verilmekle beraber kendisi diplomatik kurye sayilmaz. Misyon, üyelerinden birini uçagin kaptanindan diplomatik çantayi dogrudan dogruya ve serbestçe almak için gönderilebilir.
Madde 28 - Resmi görevlerinin ifasi sirasinda misyon tarafindan tahsil olunan harç ve ücretler, her türlü vergi ve resimden bagisiktirlar.
Madde 29 - Diplomatik ajanin sahsi dokunulmazligi vardir. Hiçbir sekilde tutuklanamaz veya gözaltina alinamaz. Kabul eden Devlet diplomatik ajana gereken saygiyi gösterecek ve sahsina, özgürlügüne ve onuruna yönelik herhangi bir saldiriyi önlemek için uygun tüm önlemleri alacaktir.
Madde 30 - 1. Diplomatik ajanin özel konutu misyonun binalari gibi ayni dokunulmazlik ve korunmadan yararlanacaktir.
2. Diplomatik ajanin belgeleri, yazismasi ve 31. maddenin 3. fikrasi hükümleri sakli kalmak kaydiyla, mallari, ayni sekilde dokunulmazliktan yararlanacaktir.
Madde 31 - 1. Diplomatik ajan, kabul eden Devletin cezai yargisindan bagisiktir. Diplomatik ajan, asagidaki hususlar disinda, kabul eden Devletin medeni ve idari yargisindan da bagisiktir.
a) Kabul eden Devletin topraklarinda bulunan özel bir tasinmazla ilgili bir ayni hak davasi, yeter ki bu tasinmaz, gönderen Devlet adina ve misyon amaçlari için kullanilmak üzere diplomatik ajanin tasarrufunda bulunmamis olsun,
b) Diplomatik ajanin gönderen Devlet adina degil de bir özel kisi olarak vasiyeti tenfiz memuru, mirasin idarecisi, mirasçi veya vasiyet olunan kisi sifatiyle ilgili bulundugu mirasa iliskin bir dava;
c) Diplomatik ajanin kabul eden Devlet dahilinde resmi görevleri disinda icra ettigi herhangi bir mesleki veya ticari faaliyet ile ilgili bir dava.
2. Diplomatik ajanin, taniklik yapmak zorunlulugu yoktur.
3. Bu maddenin 1.fikrasinin (a), (b) ve (c) bentlerinde öngörülen haller disinda bir diplomatik ajan hakkinda hiçbir icra önlemi alinamaz. Sözkonusu durumlarda dahi ajanin sahsinin veya konutunun dokunulmazligi ihlal edilemez.
4. Kabul eden Devletin yargisindan bagisiklik diplomatik ajani, gönderen Devletin yargisindan bagisik kilmaz.
Madde 32 - 1. Diplomatik ajanlarin ve 37.madde geregince bagisikliktan yararlanan sahislarin yargi bagisikligi, gönderen Devlet tarafindan kaldirilabilir.
2. Bagisikligin kaldirilmasi daima açikça yapilmalidir.
3. Bir diplomatik ajan veya 37.madde geregince yargi bagisikligindan yararlanan bir sahis tarafindan yargi yoluna basvurulmasi, onun esas dava ile dogrudan dogruya ilgili herhangi bir mukabil iddia karsisinda yargi bagisikligi ileri sürmesine engel teskil eder.
4. Medeni ve idari davalar bakimindan yargi bagisikliginin kaldirilmasi hükmün icrasi bakimindan da bagisikligin kaldirilmis olmasini tazammun etmez. Hüküm icrasi bakimindan ayrica bir bagisikligin kaldirilmasi karari gerekir.
Madde 33 - 1. Bu maddenin 3.fikrasi hükümleri sakli kalmak sartiyla, bir diplomatik ajan, gönderen Devlet için yapilan hizmetler bakimindan kabul eden Devlette yürürlükte olan sosyal güvenlik hükümlerinden bagisiktir.
2. Bu maddenin 1.fikrasinda öngörülen bagisiklik, asagidaki sartlarla bir diplomatik ajanin münhasir hizmetinde bulunan özel hizmetçilere de uygulanir:
a) Kabul eden Devletin vatanasi olmamalari veya kabul eden Devlette daimi ikametgahlari bulunmamasi, ve
b) Gönderen Devlette veya bir üçüncü Devlette yürürlükte olan sosyal güvenlik hükümlerinden yararlanir olmalari.
3. Bu maddenin 2.fikrasinda öngörülen bagisikliktan yararlanmayan sahislari istihdam eden bir diplomatik ajan, kabul eden Devletteki sosyal güvenlik hükümlerinin isverene yükledigi vecibelere riayet edecektir.
4. Bu maddenin 1. ve 2. fikrasi öngörülen bagisiklik, kabul eden Devletin müsaadesi sartiyla, bu Devletin sosyal güvenlik sisteminde kendiliginden katilmaya engel degildir.
5. Bu madde hükümleri, sosyal güvenlik hakkinda daha önce aktedilmis iki- tarafli veya çok-tarafli andlasmalari etkilemez ve gelecekte bu gibi andlasmalarin aktedilmesine engel teskil etmez.
Madde 34- Bir diplomatik ajan, asagida sayilan disinda, sahsi veya ayni, milli, bölgesel veya beledi her türlü vergi ve resimden bagisiktir:
a) Normal olarak mal veya hizmetlerin fiyatlarina dahil edilen nev'inden vasitali vergiler;
b) Misyonun amaçlari için kullanilmak üzere gönderen Devlet adina tasarruf edilmeyen kabul eden Devletin ülkesinde bulunan özel tasinmazlar üzerindeki vergi ve resimler;
c) 39. maddenin 4. fikrasi hükümleri sakli kalmak sartiyla, kabul eden Devlet tarafindan tahakkuk ettirilen emlak, veraset veya intikal vergileri;
d) Kaynagi kabul eden Devlette bulunan özel gelirden alinan vergi ve resimler ve kabul eden Devlet dahilindeki ticari tesebbüslere yapilan yatirimlardan alinan sermaye vergileri;
e) Yapilan muayyen hizmetlere karsilik tahakkuk ettirilen ücretler;
f) 23.madde hükümleri sakli kalmak sartiyla, tasinmaz mala iliskin, kayit, mahkeme veya zabit harçlari ile ipotek harci ve damga resmi,
Madde 35 - Kabul eden Devlet diplomatik ajanlari, bütün sahsi hizmetlerden, her ne sekilde olursa olsun her türlü kamu hizmetinden ve el koyma, katkida bulunma ve konaklama yeri saglama gibi askeri yükümlülüklerden bagisik tutacaktir.
Madde 36 - 1. Kabul eden Devlet, Kanun ve nizamlarina uygun olarak , asagidaki maddelerin girisine izin verir ve depolama, tasima ve benzeri hizmetlere ait ücretler disinda, bunlari bütün gümrük vergileri, resimleri ve ilgili ücretlerden bagisiklik tanir:
a) Misyonun resmi kullanimina ait maddeler;
b) Yerlesmesinde kullanilacak maddeler dahil olmak üzere bir diplomatik ajanin veya beraberinde oturan aile üyelerinin sahsi kullanimina ait esya.
2. Bu maddenin 1.fikrasinda sözü geçen bagisikliklar kapsamina girmeyen veya ithali yada ihraci kabul eden Devlet mevzuatinca yasaklanmis olan veya kabul eden Devletin karantina mevzuatina tabi olan esya ihtiva ettiginin farzolunmasini gerektiren ciddi sebepler bulunmadikça, bir diplomatik ajanin sahsi bagaji aranamaz. Sayilan hallerde arama, ancak diplomatik ajanin veya yetkili temsilcisinin huzurunda yapilir.
Madde 37 - 1. Bir diplomatik ajanin beraberinde oturan aile üyeleri kabul eden Devletin vatandasi degillerse, 29 ila 36. maddelerde belirtilen ayricalik ve bagisikliklardan yararlanirlar.
2. Misyonun idari ve teknik kadrosunun üyeleri, beraberinde oturan aile üyeleri ile birlikte, kabul eden Devletin vatandasi olmamak veya daimi surette orada mukim bulunmamak sartiyla, 29 ile 35. maddelerde belirtilen ayricalik ve bagisikliklardan yararlanirlar; ancak 31.maddenin 1.fikrasinda öngörülen, kabul eden Devletin madeni ve idari yargisindan bagisiklik görevin ifasi disinda yapilan fiileri kapsamaz. Bu kisiler, keza, ilk yerlesmeleri sirasinda ithal olunan esyalari için 36. maddenin 1. fikrasinda belirtilen ayricaliklardan da yararlanirlar.
3. Misyonun, kabul eden Devletin vatandasi olmayan veya daimi surette orada mukim bulunmayan hizmet kadrosunun üyeleri; görevlerinin ifasi sirasinda yapilan fiiller bakimindan bagisikliktan, isleri dolayisiyle aldiklari
ücretlere iliskin vergi ve resim bagisikligindan ve 33. maddede belirtilen bagisikliktan yararlanirlar.
4. Misyon üyelerinin özel hizmetçiler, kabul eden Devletin vatandasi veya daimi surette orada mukim degillerse, isleri dolayisiyle aldiklari ücretlere iliskin vergi ve resim bagisikligindan yararlanirlar. Diger bakimlardan, ayricalik ve bagisikliklardan ancak kabul eden Devletin tanidigi ölçüde yararlanirlar. Bununla beraber, kabul eden Devletin tanidigi ölçüde yararlanirlar. Bununla beraber, kabul eden Devlet, bu gibi sahislar üzerindeki yargi yetkisini misyonun görevlerinin ifasina gereksiz sekilde müdahalede bulunmayacak tarzda kullanmalidir.
Madde 38 - 1. Kabul eden Devlet tarafindan ek ayricalik ve bagisikliklar taninmadigi takdirde, bu Devletin vatandasi olan veya orada daimi surette mukim bulunan bir diplomatik ajan, sadece görevlerinin ifasi esnasinda yapilan resmi islemler bakimindan yargi bagisikligindan ve dokunulmazliktan yararlanir.
2. Kabul eden Devletin vatandasi olan veya daimi surette orada mukim bulunan Misyonun kadrosunun diger üyeleri ve özel hizmetçiler, ayricalik ve bagisikliklardan ancak kabul eden Devlet tarafindan taninan ölçüde yararlanirlar. Bununla beraber, kabul eden Devlet bu gibi sahislar üzerindeki yargi yetkisini misyonun görevlerinin ifasina gereksiz sekilde müdahalede bulunmayacak tarzda kullanmalidir.
Madde 39 - 1. Ayricalik ve bagisikliklar taninan her sahis, görevine baslamak üzere kabul eden Devletin ülkesine girdigi andan veya esasen bu Devletin ülkesinde bulunuyorsa, tayininin Disisleri Bakanligina veya mutabik kalinacak baska Bakanliga bildirildigi andan itibaren bunlardan yararlanir.
2. Ayricalik ve bagisikliklardan yararlanan bir sahsin görevi sona erdigi takdirde, bu ayricaliklar ve bagisikliklar noraml olarak ülkeyi terkettigi anda veya terketmek için kendisine taninan makul sürenin bitiminde sona erdigi gibi silahli çatisma halinde dahi, bu ana kadar devam eder. Bununla beraber, böyle bir sahis tarafindan misyonun bir üyesi olarak yapilmis filler bakimindan bagisikliklarin uygulanmasina devam olunur.
3. Misyonun bir üyesinin ölümü halinde, ailesi üyeleri memleketi terkedebilmleri için gerekli makul bir sürenin bitimine kadar sahip olduklari ayricalik ve bagisikliklardan yararlanmaya devam ederler.
4. Misyonun kabul eden Devletin vatandasi olmayan veya daimi surette orada mukim bulunmayan bir üyesinin, veya onun evine mensup ailesinin bir üyesinin ölümü halinde kabul eden Devlet, müteveffanin, memleket içinde iktisap edilip ve ölüm aninda ihraci yasak bulunan mallar disindaki tasinir mallarinin ülke disina çikartilmasina izin verir. Kabul eden Devlet dahilindeki mevcudiyeti münhasiran müteveffanin orada misyonun bir üyesinin ailesinin mensubu olarak bulunmasina bagli bulunan tasinir mallardan emlak, veraset ve intikal vergileri alinmaz.
Madde 40 - 1. Bir diplomatik ajan, görevine baslamak veya görevi basina dönmek üzere veya kendi ülkesine döner iken, pasaport vizesi gereken hallerde kendisine vize vermis bulunan bir üçüncü Devletin ülkesinden geçtigi veya bu ülke dahilinde bulundugu takdirde, üçüncü Devlet kendisine geçisini veya dönüsünü saglamak için gerekli dokunulmazlik ve diger bgisikliklari taniyacaktir. Diplomatik ajana refakat eden veya kendisine katilmak veya mamleketlerine dönmek için ayri seyahat eden, ayricalik ve bagisiklardan yararlanan ailesi üyelerine de ayni uygulama yapilir.
2. Bu maddenin 1.fikrasinda belirtilenlere benzer hallerde, üçüncü Devletler, bir misyonun idari ve teknik veya hizmet kadrosu üyelerinin ve bu kisilerin
aile mensuplarinin ülkelerinden geçislerini engellemeyeceklerdir.
3. Üçüncü Devletler, kodlu veya sifreli haberler dahil olmak üzere, transit geçis halindeki resmi yazisma ve diger resmi haberlesmeleri kabul eden Devlet tarafindan taninan ayni serbesti ve himayeyi tanirlar. Bu devletler, pasaport vizesi gereken hallerde vize almis bulunan diplomatik kuryelere ve transit geçen diplomatik çantalara kabul eden Devletin tanimakla yükümlü bulundugu dokunulmazlik ve himayenin aynini tanirlar.
4. Üçüncü Devletlerin bu maddenin 1,2, ve 3. fikralari geregince üstlendikleri yükümlülükler, ayni zamanda, üçüncü Devletin ülkesindeki mevcudiyetleri mücbir sebebe dayanan bu fikralarda belirtilen sahislar ile resmi haberlesmeler ve diplomatik çantalara da uygulanir.
Madde 41 - 1. Ayricaliklarina ve bagisikliklarina halel gelmeksizin, bu gibi ayricaliklardan ve bagisikliklardan yararlanan bütün sahislar kabul eden Devletin kanunlarina ve nizamlarina riayet etmekle yükümlüdür. Anilan Devletin iç islerine karismakla da bu sahislar keza yükümlüdür.
2. Gönderen Devlet tarafindan kabul eden Devlet nezdinde yapilmasi misyonun uhdesine tevdi olunan bütün resmi isler, kabul eden Devletin Disisleri Bakanligi veya mutabik kalinacak diger bir Bakanlik ile veya araciligiyla yürütülür.
3. Misyonun binalari, misyonun bu Sözlesmede belirtilen görevleri veya diger genel uluslararasi hukuk kurallari veya gönderen ve kabul eden Devlet arasinda yürürlükte olan özel anlasmalar ile bagdasmayacak bir tarzda kullanilmaz.
Madde 42 - Diplomatik ajan kabul eden Devlette sahsi kazanç maksadile herhangi bir mesleki veya ticari faaliyette bulunamaz.
Madde 43 - Bir diplomatik ajanin görevi, diger haller disinda asagidaki sekillerde son bulur:
a) Gönderen Devlet tarafindan kabul eden Devlete diplomatik ajanin görevinin son buldugunun bildirilmesi ile;
b) 9.maddenin 2.fikrasi geregince, kabul eden Devletin gönderen Devlete diplomatik ajani misyonun bir üyesi olarak tanimayi reddetgini bildirmesi ile;
Madde 44- Kabul eden Devlet, silahli çatisma halinde dahi, kendi vatandasi olmamalari sartiyla ayricaliklar ve bagisikliklardan yararlanan sahislara ve tabiyetlerine bakilmaksizin bu gibi sahislarin aileleri üyelerine en kisa zamanda ülkesini terkedebilmeleri için kolayliklar tanir. Kabul eden Devlet, özellikle gerektiginde kendileri ve mallari için ihtiyaç duyulan nakil imkanlarini saglamak zorundadir.
Madde 45 - Iki devlet arasinda diplomatik iliskiler kesildigi veya bir misyon sürekli veya geçici olarak geri çekildigi takdirde;
a) Kabul eden Devlet, silahli çatisma halinde dahi, mallari ve arsivleri ile birlikte misyonun binalarina saygi gösterir ve bunlari korur;
b) Gönderen Devlet, mallari ve arsivleri ile birlikte misyonun binalarinin nezaretini, kabul eden Devletin riza gösterdigi bir üçüncü Devletin uhdesine tevdi edebilir.
c) Gönderen Devlet kendisinin veya vatandaslarinin menfaatlerinin korunmasini, kabul eden Devletin riza gösterdigi üçüncü bir Devletin uhdesine tevdi edebilir.
Madde 46 - Gönderen Devlet, kabul eden Devletin pesin rizasi ile ve bu Devlet dahilinde temsil edilmeyen bir üçüncü Devletin talebi üzerine üçüncü Devletin ve vatandaslarinin menfaatlerinin geçici olarak korunmasini yüklenebilir.
Madde 47 - 1. Kabul eden Devlet, bu Sözlesmenin hükümlerinin uygulanmasinda
Devletler arasinda ayirim gözetmez.
2. Ancak, asagidaki hallerde ayirim yapilmis sayilmaz.
a) Kabul eden Devlet bu Sözlesme hükümlerinin herhangi birini, bu hükmün gönderen Devlet dahilindeki kendi misyonuna kisitlanmali uygulanmasi sebebile kisitlamalari olarak uyguladigi takdirde;
b) Kabul eden Devlet bu Sözlesme hükümlerinin herhangi birini, bu hükmün gönderen Devlet dahilindeki kendi misyonuna kisitlamali uygulanmasi sebebile kisitlamali olarak uyguladigi takdirde;
Madde 48 - Bu Sözlesme, Birlesmis Milletler ihtisas tesekkülerinden herhangi biri veya Uluslararasi Adalet Divani Statüsüne taraf olan bütün Devletler ile Birlesmeis Milletler Genel Kurulunca Sözlesmeye taraf olmaya davet olunan baska herhangi bir Devlete asagida belirtilen sekilde imzaya açik olacaktir.
31 Ekim 1961'e kadar Avusturya Federal Disisleri Bakanliginda ve bundan sonra 31 Mart 1962'ye kadar New York'ta Birlesmis MIlletler Merkezinde.
Madde 49 - Bu sözlesme onaylanmaya tabidir. Onay belgeleri Birlesmis Milleter Genel Sekreterine tevdi olunur.
Madde 50 - Bu Sözlesme, 48.maddede sözü edilen dört kategoriden birine mensup herhangi bir Devletin katilmasina açik kalacaktir. Katilma Belgeleri Birlesmis MIlletler Genel Sekreterine tevdi olunacaktir.
Madde 51- 1.Bu Sözlesme yirmiikinci onaylama veya katilma belgeisin Birlesmis Milletler Genel Sekreterine tevdi olundugu tarihi izleyen otuzuncu gün yürürülüge girer.
2. Yrimiikinci onaylama veya katilma belgesinin, tevdiinden sonra Sözlesmeyi onaylayan veya katilan her Devlet bakimindan Sözlesme onay veya katilma belgesinin tevdii tarihinden sonraki otuzuncu gün yürürlüge girer.
a) 48, 49 ve 50. maddelerin geregince bu Sözlesmeye konan imzalari ve onaylama veya katilma belglerinin tevdi olunmasini;
b) 51.madde geregince, bu Sözlesmenin yürürlüge girecegi tarihi.
Madde 53 - Bu Sözlesmenin, Çince, Ingilizce, Fransizca, Rusca ve Ispanyolca metinlerinin ayni derecede dogru ve geçerli olan asillari, Birlesmis Milletler Genel Sekreterine tevdi olunur ve bunlarin tasdikli örnekleri adi geçen tarafindan 48.maddede belirtilen dört kategoriden herhangi birine mensup bütün Devletlere gönderilir.
YUKARIDAKI HUSUSLARI TASDIKEN, asagida imzasi bulunan ve Hükümetlerince tam yetkili kilinmis Temsilciler bu Sözlesmeyi imzalanmislardir.
Bindokuyzüzaltmisbir yilin Nisan ayinin onsekizinci günü VIYANA'da tanzim olunmustur.

Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana Sözleşmesi
Bu Sözleşme'ye taraf olan Devletler, eski zamanlardan beri uluslararasi Konsolosluk ilişkilerinin kurulmuş olduğunu hatırlayarak,
Birleşmiş Milletler Diplomatik İlişkiler ve Bağışıklıklar Konferansının, 18 Nisan 1961 tarihinde imzaya açılmış bulunan Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi'ni kabul ettiğini göz önünde tutarak,
Konsolosluk ilişkileri, ayrıcalıkları, ve bağışıklıkları, hakkında uluslararası bir Sözleşme'nin anayasa ve sosyal sistemlerinin farklılığı ne olursa olsun, ülkeler arasındaki dostluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağına inanarak,
Bu gibi ayrıcalıklar ve bağışıklıkların amacının, bunlardan bireyleri yararlandırmak olmayıp, Konsoloslukların, kendi Devletleri adına, görevlerini, etkili biçimde yerine getirmelerini sağlamak olduğuna kani olarak,
Bu Sözleşme hükümleriyle açıkça çözümlenmemiş sorunlara uluslararası teamül hukuku ilkelerinin uygulanmasına devam olunacağını teyit ederek, asağıdaki şekilde anlaşmışlardır:
BİRİNCİ MADDE
Tanımlamalar
Bu sözleşme'nin amaçları bakımından, aşağıdaki deyimlerden, aşağıda kendilerine verilen anlamlar anlaşılacaktır: "Konsolosluk" deyiminden, tüm Başkonsolosluk, Konsolosluk, Muavin Konsolosluk veya Konsolosluk ajanlığı anlaşılır. "Konsolosluk Görev Çevresi" deyiminden, bir Konsolosluğa Konsolosluk görevlerini yerine getirmesi için tahsis edilen bölge anlaşılır. "Konsolosluk şefi" deyiminden, bu sıfatla hareket etmekle görevlendirilen kişi anlaşılır. "Konsolosluk Memuru" deyiminden, Konsolosluk şefi dahil olmak üzere, Konsolosluk görevlerini yerine getirmek üzere, bu sıfatla görevlendirilmiş herhangi bir kişi anlaşılır. "Konsolosluk Hizmetlisi" deyiminden, bir konsolosluğun idari veya teknik hizmetlerinde istihdam edilen herhangi bir kişi anlaşılır. "Hizmet Personeli Mensubu" deyiminden, bir konsolosluğun iç hizmetlerinde görevlendirilen herhangi bir kişi anlaşılır. "Konsolosluk Mensupları" deyiminden, konsolosluk memurları, konsolosluk hizmetlileri ve hizmet personeli anlaşılır. "Konsolosluk Personeli Mensubu" deyiminden, konsolosluk şefi dışındaki konsolosluk memurları, konsolosluk hizmetleri ve hizmet personeli mensuplari anlaşılır. "Özel Personel" deyiminden, münhasıran konsolosluk mensuplarından birinin özel hizmetinde istihdam edilen kişi anlaşılır. "Konsolosluk Binalari" deyiminden, maliki kim olursa olsun, münhasıran konsolosluk amaçları için kullanılan binalar veya bina kısımları, müştemilatı ve bunların üzerinde bulundukları arsalar anlaşılır. "Konsolosluk Arşivleri" deyimi, konsolosluğa ait tüm evrak, belgeler, yazışmalar, kitaplar, filmler, ses bandları, kayıt defterleri ve şifre malzemesi ile bunların korunmasına ve saklanmasına yarayan kartoteks ve mobilyayı kapsar. Konsolosluk memurları iki kategoriden oluşmaktadır: Meslekten konsolosluk memurları ve fahri konsolosluk memurları. Bu Sözleşme'nin II. Bölümünün hükümleri, meslekten konsolosluk memurları tarafından yönetilen konsolosluklara uygulanır; III.Bölüm'ün hükümleri ise, fahri konsolosluk memurları tarafından yönetilen konsolosluklara uygulanır.
Kabul eden Devlet uyruğu veya bu Devlet'in devamlı sakini olan konsolosluk mensuplarının özel durumu bu Sözleşmenin 71.Maddesi ile düzenlenmektedir. BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL OLARAK KONSOLOSLUK İLİŞKİLERİ
KESIM 1
KONSOLOSLUK İLİŞKİLERİNİN KURULMASI VE YÜRÜTÜLMESI
Madde 2 - Konsolosluk ilişkilerinin kurulması
1- Devletler arasında konsolosluk ilişkilerinin kurulması karşılıklı muvafakat ile olur.
2- İki Devlet arasında diplomatik ilişkilerin kurulması için verilen muvafakat, aksi varid olmadıkça, konsolosluk ilişkilerinin kurulmasına muvafakat anlamına gelir.
3- Diplomatik ilişkilerin kesilmesi muhakkak suretle konsolosluk ilişkilerinin kesilmesini gerektirmez.
Madde 3 - Konsolosluk görevlerinin yerine getirilmesi
Konsolosluk görevleri konsolosluklar tarafından yerine getirilir. Konsolosluk görevleri bu Sözleşme'nin hükümleri uyarınca diplomatik temsilcilikler tarafından da yerine getirilir.
Madde 4 - Bir konsolosluğun kurulması
1- Bir konsolosluk kabul eden Devlet'in ülkesinde ancak bu Devlet'in muvafakatıyle kurulabilir.
2- Konsolosluğun yeri, sınıfı ve konsolosluk görev çevresi gönderen Devlet tarafından tesbit olunur ve kabul eden Devlet'in tasvibine sunulur.
3- Konsolosluğun yeri, sınıfı ve konsolosluk görev çevresi ile ilgili olarak gönderen Devlet tarafından sonradan yapılacak değişiklikler, ancak, kabul eden Devlet'in muvafakatıyla olur.
4- Bir Başkonsolosluk veya bir konsolosluk, bulunduğu yerden başka bir yerde bir muavin konsolosluk veya bir konsolosluk ajanlığı açmak istediği takdirde yine kabul eden Devlet'in muvafakatı gereklidir.
5- Mevcut bir konsolosluğun bir parçasını teşkil eden bir büronun konsolosluğun bulunduğu yerin dışında açılması için de, keza, kabul eden Devlet'in açık ve ön muvafakatı gereklidir.
Madde 5 - Konsolosluk görevleri
Konsolosluk görevleri asağıdaki hususlardan oluşur:
a) Devletler Hukukunca kabul edilen sınırlar çerçevesinde gönderen Devlet'in ve bu Devlet'in uyruğu bulunan gerçek ve tüzel kişilerin çıkarlarını kabul eden Devlet'te korumak;
b) Bu sözleşme hükümleri çerçevesinde, gönderen Devlet ile kabul eden Devlet arasında ticari, ekonomik, kültürel ve bilimsel ilişkilerin gelişmesini kolaylaştırmak ve onlar arasındaki dostluk ilişkilerini teşvik etmek;
c) Kabul eden Devlet'in ticari, ekonomik, kültürel ve bilimsel, hayat şartları ve gelişmeleri hakkında, her türlü kanuni yollarla bilgi edinmek ve bu hususlarda gönderen Devlet hükümetine rapor ve ilgili kişilere bilgi vermek,
d) Gönderen Devlet uyruklarına pasaport ve seyahat belgeleri ve keza bu Devlet'e gitmeyi arzu eden kişilere vize ve gerekli belgeler vermek;
e) Gönderen Devlet'in uyruğu bulunan gerçek ve tüzel kişilere yardım etmek,
f) Noter ve kişi halleri memuru sıfatıyla hareket etmek ve benzeri görevleri ve kabul eden Devlet'in kanun ve düzenlemelerine aykırı olmadığı ölçüde bazı idari mahiyetteki görevleri yapmak;
g) Kabul eden Devlet'in kanun ve düzenlemeleri uyarınca, gönderen Devlet'in uyruğu bulunan gerçek ve tüzel kişilerin bu Devlet'te mirasla ilgili çikarlarını korumak;
h) Özellikle haklarında bir velayet veya kayyımlık sözkonusu olduğunda gönderen Devlet'in uyruğu bulunan küçük ve gayri mümeyyizlerin çıkarlarını kabul eden Devlet'in kanun ve düzenlemeleriyle saptanmış sınırlar çerçevesinde korumak;
i) Kabul eden Devlet'te yürürlükte bulunan uygulama ve usuller saklı kalmak üzere, gönderen Devlet uyrukları kabul eden Devlet'te bulunmadıkları veya tamamen başka bir nedenle zamanında hak ve çıkarlarını koruyamayacak durumda oldukları takdirde, bu uyrukların hak ve çıkarlarının korunması amacıyla, kabul eden Devlet kanun ve düzenlemeleri uyarınca, geçici tedbirlerin alınmasını talep etmek için sözkonusu uyrukları kabul eden Devlet mahkemeleri veya başka makamlar önünde temsil etmek veya uygun sekilde temsil edilmelerini sağlamak üzere tertibat almak;
j) Yürürlükteki uluslararası anlaşmalar uyarınca, veya böyle anlaşmalar bulunmadığı takdirde kabul eden Devlet'in kanun ve düzenlemelerine uygun olacak şekilde, adli ve gayri adli evrakı ulaştırmak veya istinabeleri yerine getirmek;
k) Gönderen Devlet'in uyrukluğunu taşıyan deniz ve nehir gemileri ile bu Devlet'te kayıtlı uçaklar üzerinde ve keza bunların mürettebatı üzerinde
gönderen Devlet'in kanun ve düzenlemelerinde öngörülen kontrol ve teftis
haklarini kullanmak;
l) Bu Maddenin (k) bendinde sözkonusu gemi, vapur ve uçaklarla, bunlarin mürettebatina yardim etmek ve bu gemi ve vapurlarin seyahati ile ilgili beyanlari kabul etmek, geminin kagitlarini incelemek ve vize etmek ve kabul eden Devlet makamlarinin yetkilerine halel getirmeksizin yolculuk sırasında vuku bulan olaylar hakkinda sorusturma yapmak ve gönderen Devlet'in kanun ve düzenlemelerinin verdigi yetki ölçüsünde kaptan, gemi zabitani ve tayfalar arasinda her çesit anlasmazliklari çözümlemek;
m) Gönderen Devlet tarafından bir konsolosluga verilen ve kabul eden Devlet kanun ve düzenlemelerinin yasaklamadigi veya bu Devlet'in karsi çikmadigi veya gönderen Devletle kabul eden Devlet arasinda yürürlükte bulunan uluslararasi anlasmalarda belirtilen bütün diger görevleri yapmak.
Madde 6 - Konsolosluk görev çevresi disinda konsolosluk görevlerinin yerine getirilmesi.
Bir konsolosluk memuru, özel durumlarda, kabul eden Devlet'in rizasiyle, konsolosluk görev çevresi disinda da görevlerini yerine getirebilir.
Madde 7 - Konsolosluk görevlerinin üçüncü bir Devlette yerine getirilmesi
Gönderen Devlet ilgili Devletlere bildirdikten sonra bu Devletlerden birinden açikça itiraz vaki olmadigi takdirde, bir Devlet'te kurulu bir konsoloslugu diger bir Devlet'te de konsolosluk görevlerini yapmasi hususunda görevlendirebilir.
Madde 8 - Üçüncü bir Devlet hesabina konsolosluk görevlerinin yerine getirilmesi
Bir gönderen Devlet'in konsoloslugu, kabul eden Devlet'e usulüne uygun sekilde bildirdikten sonra ve bu Devlet tarafından itiraz vaki olmadigi takdirde, kabul eden Devlet'te üçüncü bir Devlet hesabina konsolosluk görevlerini yerine getirebilir.
Madde 9 - Konsolosluk şeflerinin siniflari
1- Konsolosluk şefleri dört sinifa ayrilirlar.
Söyle ki:
a) Baskonsoloslar
b) Konsoloslar
c) Muavin Konsoloslar
d) Konsolosluk Ajanlari
2- Bu Maddenin 1.fikrasi, Akit Taraflardan herhangi birinin, konsolosluk
şeflerinden baska konsolosluk memurlarinin tayinini saptamak hakkini hiçbir sekilde sinirlamaz.
Madde 10 - Konsolosluk şeflerinin atanması ve kabul olunmasi
1. Konsolosluk şefleri gönderen Devlet tarafından atanir ve görevlerine baslamasi kabul eden Devlet'in kabulü ile olur.
2. Bu Sözleşme'nin hükümleri sakli kalmak üzere, konsolosluk şefinin atanması ve kabulü formaliteleri gönderen Devlet'in ve kabul eden Devlet'in kendi kanun düzenleme ve teamülleriyle tespit olunur.
Madde 11 - Atama belgesi veya atamanin yazili olarak bildirilmesi
1. Konsolosluk şefi, gönderen Devlet tarafından, her bir atama için düzenlenen ve sifatini tasdik eden ve genel bir kural olarak adini, soyadini, kategorisini ve sinifi ile konsolosluk görev çevresini ve konsoloslugun bulundugu yeri gösteren atama belgesi seklinde bir belge ile veya buna benzer belge ile teçhiz edilir.
2. Gönderen Devlet, atama belgesini veya buna benzer belgeyi konsolosluk şefinin ülkesi üzerinde görevlerini yerine getirecegi Devlet'in Hükümetine diplomatik yolla veya uygun görülecek baska herhangi bir yolla intikal ettirir.
3. Gönderen Devlet, kabul eden Devlet kabul ettigi takdirde, atama belgesinin veya buna benzer belgenin yerine bu Maddenin 1.fikrasinda öngörülen bilgileri kapsayan bir yazili bildirimi ikame edebilir.
Madde 12 - Buyrultu
1. Konsolosluk şefi, görevine, kabul eden Devlet'in sekli ne olursa olsun, "Buyrultu" diye isimlendirilen bir müsaadesiyle baslar.
2. Buyrultu vermeyi reddeden Devlet, red sebeplerini gönderen Devlet'e bildirmek zorunda degildir.
3. 13. ve 15. Maddelerin hükümleri sakli kalmak üzere, konsolosluk şefi Buyrultu'yu almadan önce görevine baslayamaz.
Madde 13 - Konsolosluk şeflerinin geçici olarak kabulü
Buyrultu verilinceye kadar, konsolosluk şefinin geçici olarak görevine baslamasi kabul edilebilir. Bu durumda bu Sözleşmenin hükümleri uygulanir.
Madde 14 - Konsolosluk görev çevresindeki makamlara bildirme
Konsolosluk şefinin geçici de olsa görevine baslamasi kabul edilir edilmez, kabul eden Devlet, keyfiyeti konsolosluk görev çevresindeki yetkili makamlara hemen bildirmekle yükümlüdür. Kabul eden Devlet, ayrica, konsolosluk şefinin yüklendigi görevleri yerine getirebilmesi ve bu Sözleşme
hükümlerinde öngörülen muameleden yararlanabilmesi için gerekli tedbirlerin
alinmasina dikkat etmekle de yükümlüdür.
Madde 15 - Konsolosluk şefinin görevlerini geçici olarak yerine getirmesi
1. Eğer konsolosluk şefi görevlerini yerine getiremeyecek durumda ise veya makami bos ise onun yerine bir vekil yönetici konsolosluk şefi sifatiyle geçici olarak vazife görebilir.
2. Vekil yöneticinin adi ve soyadi, gönderen Devlet'in diplomatik temsilciligi, kabul eden Devlette bu Devletin diplomatik temsilciligi yok ise, konsolosluk şefi, konsolosluk şefi bunu yapma durumunda olmadigi takdirde, gönderen Devlet'in herhangi bir yetkili makami tarafından kabul eden Devlet'in Disisleri Bakanligina veya bu Bakanlik tarafından tayin edilmis bir makama bildirilir. Genel bir kural olarak, bu bildirim önceden yapilmalidir. Kabul eden Devlet, bu Devlet'te gönderen Devlet'in diplomatik statüyü haiz bir memuru veya konsolosluk memuru olmayan bir kişinin vekil sifatiyle görev yapabilmesi için muvafakatini sart kosabilir.
3. Kabul eden Devlet makamlari vekile yardim etmeli ve onu korumalidirlar. Vekilin yönetimi sırasında, bu Sözleşme hükümleri konsolosluk şefine uygulandigi sekilde aynen vekile de uygulanir. Bununla beraber, kabul eden Devlet, konsolosluk şefi tarafından yararlanilmasi sartlara bagli olup, vekilin bu sartlari yerine getirmedigi hallerde kolayliklari, ayricaliklari ve bagisikliklari vekile tanimakla yükümlü degildir.
4. Kabul eden Devlet'te gönderen Devlet'in diplomatik temsilciliginin diplomatik personelinden biri, gönderen Devlet tarafından, bu Maddenin 1.fikrasinda öngörülen sartlarla vekil olarak atandiginda, bu kişi, kabul eden Devlet karsi çikmadigi takdirde, diplomatik ayricalik ve bagisikliklardan yararlanmaga devam eder.
Madde 16 - Konsolosluk şefleri arasinda öncelik sirasi
1. Konsolosluk şefleri, her sinifta, Buyrutlu'nun verildigi tarihe göre sira alirlar.
2. Bununla beraber, konsolosluk şefinin Buyrultu'yu almadan önce geçici olarak göreve baslamasi kabul edildigi takdirde, bu geçici kabul tarihi öncelik sirasini tayin eder. Bu sira Buyrultu'nun verilmesinden sonra da devam eder.
3. Ayni tarihte Buyrultu'yu veya geçici kabul belgesini alan iki veya daha fazla konsolosluk şefi arasindaki öncelik sirasi, atama belgelerinin veya buna benzer belgelerin kabul eden Devlet'e sunuldugu veya 11.Maddenin 3.fikrasinda öngörülen yazili bildirimin bu Devlet'e yapildigi tarihe göre saptanir.
4. Vekiller bütün konsolosluk şeflerinden sonra sıralarını alirlar. Onlar arasindaki sıra, 15 Maddenin 2. fikrasi uyarinca verilen yazili
bildirimlerde gösterildigi sekilde bunlarin görevlerine basladiklari tarihe göre olur.
5. Konsolosluk şefi olan fahri konsolosluk memurlari, her sinifta,
yukaridaki fikralardaki sıra ve kurallara göre meslekten konsolosluk şeflerinden sonra sıralarını alirlar.
6. Konsolosluk şefleri, bu sifata sahip olmayan konsolosluk memurlarindan önce gelirler.
Madde 17 - Diplomatik görevlerin konsolosluk memurlarıtarafından yerine getirilmesi
1. Gönderen Devlet'in diplomatik temsilciligi bulunmayan ve üçüncü bir Devlet'in diplomatik temsilciligi tarafından da temsil olunmayan bir Devlet'te, konsolosluk memuru, kabul eden Devlet'in muvafakati ile ve kendi konsolosluk statüsüne halel gelmeksizin diplomatik görevleri yerine getirmekle görevlendirilebilir.
Bu görevlerin konsolosluk memuru tarafından yerine getirilmesi, ona hiç bir diplomatik ayricalik ve bagisiklik hakki vermez.
2. Bir konsolosluk memuruna, kabul eden Devlet'e gönderilen yazili bildirimi müteakip, gönderen Devlet'i her türlü hükümetlerarasi örgütte temsil etmek görevi verilebilir. Konsolosluk memurunun, bu sifatla hareket ettiginde uluslararasi teamül hukukunun veya uluslararasi anlasmalarin hükümetlerarasi bir örgüt nezdindeki bir temsilciye tanidigi her türlü ayricalik ve bagisikliklardan yararlanmaya hakki vardir. Bununla beraber, konsolosluk memurunun kendisi tarafından yerine getirilen her türlü konsolosluk görevi konusunda, bu Sözleşme uyarinca bir konsolosluk memurunun yararlandigindan daha genis bir yargi bagisikligina hakki yoktur.
Madde 18 - Ayni kişinin iki veya daha fazla Devlet tarafından konsolosluk memuru olarak atanması
Iki veya daha fazla Devlet, kabul eden Devlet'in muvafakatiyla, ayni kişiyi bu Devlet'te konsolosluk memuru sifatiyla atayabilirler.
Madde 19 - Konsolosluk personelinin atanması
1. 20, 22 ve 23. Madde hükümleri sakli kalmak üzere, gönderen Devlet konsolosluk personelini istedigi sekilde atar.
2. Gönderen Devlet, konsolosluk şefinden baska bütün konsolosluk memurlarinin ad ve soyadlarini, kategorisini ve sinifini kabul eden Devlet arzu ettigi takdirde 23. Maddenin 3.fikrasinin kabul eden Devlet'e tanidigi haklari kullanabilmesini teminen, bu Devlet'e yeter bir süre önceden bildirir.
3. Gönderen Devlet kendi kanun ve düzenlemeleri gerektiriyorsa, kabul eden Devlet'ten konsolosluk şefi olmayan bir konsolosluk memuruna da Buyrultu verilmesini talep edebilir.
4. Kabul eden Devlet, kendi kanun ve düzenlemeleri gerektiriyorsa, konsolosluk şefi olmayan bir konsolosluk memuruna Buyrultu verebilir.
Madde 20 - Konsolosluk personelinin sayısı
Konsolosluk personelinin sayısı hususunda açik bir anlasmanin mevcut olmamasi halinde, kabul eden Devlet, bu sayinin, konsolosluk görev çevresindeki durum ve sartlarla sözkonusu konsoloslugun ihtiyaçlari gönönünde tutularak, kendisinin makul ve normal olarak addedecegi sınırlar içinde bulundurulmasini talep edebilir.
Madde 21 - Bir konsoloslukta bulunan konsolosluk memurlarıarasindaki öncelik sırasi
Bir konsoloslukta bulunan konsolosluk memurlarıarasindaki öncelik sırasi ile bu sırada vaki olacak bütün degisiklikler, gönderen Devlet'in diplomatik temsilciligi veya kabul eden Devlet'te böyle bir temsilcilik bulunmadigi takdirde, konsolosluk şefi tarafından kabul eden Devlet'in Disisleri Bakanligina veya bu Bakanlik tarafından tayin edilmis makama bildirilir.
Madde 22 - Konsolosluk memurlarinin uyruklugu
1. Konsolosluk memurlari, esas olarak gönderen Devlet'in uyruklugunu haiz olacaklardir.
2. Konsolosluk memurlari, kabul eden Devlet'in uyruklari arasindan, ancak bu Devlet'in her zaman geri alabilecegi açik muvafakatiyla seçilebilir.
3. Kabul eden Devlet, keza, gönderen Devlet uyrugu olmayan üçüncü bir Devlet uyruklari konusunda ayni hakki mahfuz tutabilir.
Madde 23 - Istenmez ilan olunan kişi
1. Kabul eden Devlet, her zaman, gönderen Devlet'e, bir konsolosluk memurunun istenmeyen kişi oldugunu veya konsolosluk personelinin baska herhangi bir mensubunun kabul edilmedigini bildirebilir. Gönderen Devlet o zaman sözkonusu kişiyi geri çekecek veya duruma göre bu konsolosluktaki görevlerine son verecektir.
2. Eğer gönderen Devlet, bu Maddenin 1.fikrasi hükümleri uyarinca, kendisine düsen yükümlülükleri yerine getirmegi reddeder veya makul bir süre içerisinde yerine getirmezse, kabul eden Devlet, duruma göre, sözkonusu kişiden Buyrultu'yu geri alabilir veya onu artik konsolosluk personelinden saymayabilir.
3. Konsolosluk mensubu olarak atanan bir kişi, kabul eden Devlet ülkesine gelmeden önce veya eğer orada daha önce bulunuyorsa, konsoloslukta göreve baslamadan önce istenmeyen kişi ilan edilebilir. Gönderen Devlet böyle bir durumda atamayi geri alir.
4. Bu maddenin 1. ve 3. fikralarinda zikrolunan hallerde, kabul eden
Devlet gönderen Devlet'e kararinin nedenlerini bildirmekle yükümlü degildir.
Madde 24 - Atamalarin, varis ve ayrilislarin kabul eden Devlet'e bildirilmesi
1. Asagidaki hususlar, kabul eden Devlet'in Disisleri Bakanligina veya bu Bakanlikça tayin olunan makama bildirilir:
a) Konsolosluk mensuplarının atanması, konsolosluga atanmalarindan sonra varislari, kesin ayrilislari veya görevlerinin son bulmasi ve keza konsolosluktaki hizmetleri sırasinda statüleri ile ilgili olarak vuku bulabilecek sair her türlü degisikler.
b) Bir konsolosluk mensubunun kendisiyle birlikte yasayan ailesinden bir kişinin varisi ve kesin ayrilisi, gerektiginde, bir kişinin aile efradina dahil olmasi veya aile efradina dahil olma durumunun sona ermesi;
c) Özel personel mensuplarinin varislari ve kesin ayrilislari, gerektiginde, bu nitelikteki hizmetlerinin son bulmasi;
d) Ayricaliklardan ve bagisikliklardan yararlanmaga hakki olan konsolosluk mensubu veya özel personel mensubu sifatiyle kabul eden Devlet'te oturan kişilerin ise alinmalari ve islerinin sona ermesi;
2. Keza mümkün oldugu takdirde, her defasinda varis ve kesin ayrilislar önceden bildirilmelidir.
KESIM II
KONSOLOSLUK GÖREVININ SON BULMASI
Madde 25 Bir konsolosluk mensubunun görevinin son bulmasi
Bir konsolosluk mensubunun görevi özellikle:
a) Konsolosluk mensubunun görevinin son buldugu hakkinda gönderen Devlet'in kabul eden Devlet'e yapacagi yazili bilirim ile;
b) Buyrultu'nun geri alinmasi ile; ve
c) Sözkonusu kişinin artik konsolosluk personelinden sayilmadigi hakkinda kabul eden Devlet'in hakkinda kabul eden Devlet'in gönderen Devlet'e yapacagi yazili bir bildirim ile sona erecektir.
Madde 26 - Kabul eden Devlet ülkesinden ayrilis
Kabul eden Devlet, hatta silahli bir çatisma halinde olsa bile, görevleri sona erince, konsolosluk mensuplarina ve kabul eden Devlet uyrugu olmayan özel personel mensuplarina ve keza bunlarin hangi uyguklukta bulunurlarsa bulunsunlar kendileriyle beraber yasayan aileleri efradina yolculuga hazirlanmalari ve en kisa zamanda memleketi terketmeleri için gerekli zamani ve kolayliklari bahsetmelidir. Bilhassa kabul eden Devlet, gerekiyorsa, anilan kişilerin emrine, bu kişiler ve bunlarin, kabul eden Devlet'te kazanilmis olup ayrilislari sırasinda ihraci yasaklanmis bulunanlar disindaki esyalari için gerekli tasit araçlarini vermelidir.
Madde 27 - Istisnai durumlarda konsolosluk binalari ile arsivlerinin ve gönderen
Devletin çikarlarinin korunmasi
1. Iki Devlet arasinda konsolosluk ilişkilerinin kesilmesi halinde.
a) Kabul eden Devlet, hatta silahli bir çatisma halinde olsa bile,
konsolosluk binalarina ve konsolsoluk esyalari ile konsolosluk arsivlerine saygi göstermek ve bunlari korumakla yükümlüdür.
b) Gönderen Devlet, konsolosluk binalarini ve bu binalarda bulunan esyalarin ve konsolosluk arsivlerinin muhafazasini kabul eden Devletçe kabul edilebilecek üçüncü bir Devlet'e tevdi edebilir.
c) Gönderen Devlet kendi çikarlarinin ve vatandaslarinin çikarlarinin korunmasini, kabul eden Devletçe kabul edilebilecek üçüncü bir Devlet'e birakabilir.
2. Bir konosloslugun geçici veya kesin olarak kapanmasi halinde, bu Maddenin 1. fikrasinin (a) bendindeki hükümler uygulanir.
Bundan baska,
a) Gönderen Devlet kabul eden Devlet'te bir diplomatik temsilcilikle temsil edilmese dahi, kabul eden Devlet ülkesinde baska bir konsoloslugu varsa, bu konsolosluk kapanan konsolosluk binalarinin bu binalarda bulunan esyalarin ve konsolosluk arsivlerinin muhafazasi ve keza kabul eden Devlet'in rizasi ile, anilan konsolosluk görev çevresinde de konsolosluk görevlerinin yerine getirilmesi hususunda görevlendirilebilir; veya
b) Gönderen Devlet'in kabul eden Devlet'te diplomatik temsilciligi veya baska konsoloslugu yok ise, o zaman bu Maddenin 1. fikrasinin (b) ve (c) bentleri hükümleri uygulanir.
BÖLÜM II
KONSOLOSLUKLARLA, MESLEKTEN KONSOLOSLUK MEMURLARI
VE KONSOLOSLUGUN DIGER MENSUPLARI ILE ILGILI KOLAYLIKLAR,
AYRICALIKLAR VE BAGISIKLIKLAR
KESIM I
KONSOLOSLUKLA ILGILI KOLAYLIKLAR, AYRICALIKLAR VE BAGISIKLIKLAR
Madde 28 - Konsolosluk faaliyetleri ile ilgili olarak konsolosluga taninan kolayliklar
Kabul eden Devlet, konsoloslugun görevlerinin yerine getirilmesi amaciyla bütün kolayliklari bahseder.
Madde 29 - Ulusal bayragin ve armanin kulln yltkili makamlari, torbanin bu Maddenin 4. fikrasinda istihdaf olunan yazismalar, belgeler i ve Devlet armasini kabul eden Devlet'te kullanmak hakkina sahiptir.
2. Gönderen Devlet'in ulusal bayragi ile Devlet armasi, konsolosluk tarafından isgal edilen binanin üzerine, giris kapisinin üstüne ve keza konsolosluk şefinin ikametgahi üzerine ve bir hizmetin görülmesi dolayisiyle kullanildiginda konsolosluk şefinin tasit araçlari üzerine çakilebilir ve konulabilir.
3. Bu Madde ile taninan hakkin kullanilmasinda, kabul eden Devlet'in kanunlari, düzenlemeleri ve teamülleri gözönünde tutulur.
Madde 30 - Mesken
1. Kabul eden Devlet kendi kanun ve düzenlemeleri çerçevesinde, ve ülkesi içinde konsolosluga gerekli binalari, gönderen Devlet'in iktisap etmesini kolaylastirmali veya binalarin temini konusunda baska bir sekilde gönderen Devlet'e yardimda bulunmalidir.
2. Kabul eden Devlet, keza gerektiginde, konsolosluk mensuplarina uygun mesken temini hususunda konsolosluga yardimci olmalidir.
Madde 31 - Konsolosluk binalarinin dokunulmazligi
1. Konsolosluk binalarinin bu Maddede öngörülen ölçüde dokunulmazliklari vardir.
2. Kabul eden Devlet makamlari, konsolosluk şefinin, onun tarafından tayin edilmis kimsenin veya gönderen Devlet'in diplomatik temsilcilik şefinin muvafakati disinda, konsolosluk binalarinin münhasıran konsolosluk isleri için kullanilan kismina giremezler. Bununla beraber, acil koruma tedbirleri alinmasini gerektiren yangin veya sair felaket halinde konsolosluk şefinin zimmi rizasi alinmis sayilabilir.
3. Bu Maddenin 2. fikrasindaki hükümler sakli kalmak üzere, kabul eden Devlet'in konsolosluk binalarina müsaadesiz girilmesine veya binalarin tahrip edilmesine ve keza konsoloslugun huzurunun bozulmasina ve konsoloslugun onurunun kirilmasina engel olmak amaciyla gerekli her türlü tedbileri almak gibi özel yükümlülügü vardir.
4. Konsolosluk binalari, mobilyalari, konsolosluk mallari ve keza ulasim araçlari milli savunma veya kamu yarari amaçlariyla hiç bir çesit elkoymaya konu teskil edemezler. Bu amaçlarla istimlak yapilmasi gerekli ise, konsolosluk görevlerinin yerine getirilmesinin sekteye ugramamasi amaciyle uygun tedbirler alinir ve gönderen Devlet'e pesin, adil ve yeterli bir tazminat ödenir.
Madde 32 - Konsolosluk binalarinin akçali bagisikligi
1. Gönderen Devlet veya bu Devlet hesabina hareket eden her kişinin maliki veya kiracisi oldugu konsolosluk binalari ile meslekten konsolosluk şefinin ikametgahi, yapilan özel hizmetler karsiligi bedeller disindaki, ulusal, bölgesel veya belediyeye ait tüm vergi ve her nevi harçtan muaftirlar.
2. Bu vergi ve harçlar, kabul eden Devlet kanun ve düzlenlemelerine göre, gönderen Devlet'le veya bu Devlet hesabina hareket eden kişi ile mukavele yaplan kişiye ait oldugu takdirde, bu Maddenin 1. fikrasinda öngörülen akçali bagisiklik sözkonusu vergi ve harçlara uygulanmaz.
Madde 33 - Konsolosluk arsiv ve belgelerinin dokunulmazligi
Konsolosluk arsiv ve belgelerinin nerede bulunurlarsa bulunsunlar her
zaman dokunulmazligi vardir.
Madde 34 - Seyahat serbestligi
Ulusal güvenlik nedenleriyle girmesi yasaklanmis veya nizama baglanmis bölgelerle ilgili kanun ve düzenlemeler sakli kalmak üzere, kabul eden Devlet, ülkesi üzerinde konsoloslugun bütün mensuplarina yer degistirme ve seyahat etme serbestligini saglar.
Madde 35 - Haberlesme serbestligi
1. Kabul eden Devlet, konsoloslugun her türlü resmi amaçlarla yaptigi haberlesme serbestligine müsaade eder ve bunu korur. Gönderen Devlet'in Hükümetiyle ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar diplomatik temsilcilikleri ve sair konsolosluklari haberlesmede, konsolosluk, diplomatik veya konsolosluk kuryelerini, diplomatik torbayi veya konsolosluk torbasini ve kripto veya sifre olmak üzere uygun görecegi her türlü haberlesme vasitalarini kullanabilecektir. Bununla beraber konsolosluk ancak kabul eden Devlet'in muvafakatiyle telsiz cihazi koyabilir ve kullanabilir.
2. Konsoloslugun resmi haberlesmesine dokunulamaz, "Resmi haberlesme" deyiminden, konsoloslukla ve konsolosluk görevleri ile iligili tüm haberlesme anlasilir.
3. Konsolosluk torbasi ne açilabilir, ne de buna el konulabilir. Bununla beraber kabul eden Devlet'in yetkili makamlari, torbanin bu Maddenin 4. fikrasinda istihdaf olunan yazismalar, belgeler ve esyalardan baska seyler ihtiva ettigine inanmak için ciddi nedenlere sahip olduklari takdirde, bu makamlar torbanin kendi önlerinde gönderen Devlet'in yetkili bir temsilcisi tarafından açilmasini isteyebilirler. eğer gönderen Devlet'in makamlari talebi reddederlerse torba çikis yerine geri çevrilir.
4. Konsolosluk torbasini teskil eden paketler niteliklerini belirten dis alametleri tasimalidirlar. Bunlar ancak, resmi yazismalar ve münhasıran resmi kullanmaya yönelmis belge veya esyalari ihtiva edebilirler.
5. Konsolosluk kuryesi, sifatini gösteren ve konsolosluk torbasini teskil eden paketlerin sayısıni belirten bir resmi belgeyi hamil olmalidir. Kabul eden Devlet'in razi olmasi hali hariç, kurye ne bu Devlet uyrugu olabilir, ne de gönderen Devlet'in uyrugu olmasi hariç kabul eden Devlet'in devamli sakini olabilir. Kurye, görevlerini yerine getirirken kabul eden Devlet tarafından korunur. kişi dokunulmazligindan yararlanir ve hiç bir sekilde tutuklamaya ve göz altina alinmaya tabi tutulamaz.
6. Gönderen Devlet, diplomatik temsilcilikleri ve konsolosluklari özel konsolosluk kuryeleri tayin edebilirler. Bu durumda, bu Maddenin 5.fikrasi hükümleri uygulanir. Su sartla ki, kurye uhdesinde bulunan torbayi
muhatabina teslim eder etmez anilan fikrada zikreden bagisikliklarin uygulanmasi son bulur.
7. Konsolosluk torbasi müsaade edilmis bir giris noktasina gelecek bir
ticari geminin veya uçagin kaptanina verilebilir. Bu kaptan torbayi teskil eden paketlerin sayısıni gösteren resmi bir belgeyi hamil olmalidir. Fakat kaptan bir konsolosluk kuryesi sayilamaz. Konsolosluk, yetkili mahalli makamlarla varilacak mutabakatla, mensuplarindan birini, torbayi dogrudan dogruya ve serbestçe gemi veya uçak kaptanindan teslim almak üzere gönderebilir.
Madde 36 - Gönderen Devlet uyruklari ile temas
1. Gönderen Devlet'in uyruklarina ilişkin konsolosluk görevlerinin yerine getirilmesinin kolaylastirilmasi amaciyle:
a) Konsolosluk memurlarıgönderen Devlet'in uyruklari ile görüsmek ve onlari ziyaret etmek serbestisine sahip olacaklardir. Gönderen Devlet'in uyruklari da keza konsolosluk memurlarıile görüsmek ve onlari ziyaret etmek serbestisine sahip olacaklardir.
b) Ilgili talep ettigi takdirde, kabul eden Devlet'in yetkili makamlari gönderen Devlet'in bir uyrugunun gönderen Devlet Konsoloslugu görev çevresinde tutuklanmasindan, hapsedilmesinden, veya önleyici mahiyette veya hernagi bir sekilde göz altina alinmasindan vakit geçirmeksizin sözkonusu konsoloslugu haberar edeceklerdir. Tutuklanmis, hapsedilmis veya önleyici mahiyette veya herhangi bir sekilde göz altina alinmis olan kişiden konsolosluga hitaben sadir olmus her türlü haber, keza, anilan makamlarca derhal konsolosluga intikal ettirelecek ve yine bu makamlar, bu bentle taninmis olan haklar hakkinda ilgili kişiye gecikmeksizin bilgi vereceklerdir.
c) Konsolosluk memurlari, hapsedilmis, önleyici mahiyette veya herhangi bir sekilde göz altina alinmis olan gönderen Devlet'in uyrugunu ziyaret etmek, onunla görüsmek ve muhaberatta bulunmak ve onun mahkemeler önünde temsilini saglamak hakkina sahiptirler. Konsolosluk memurlari, keza, kendi konsolosluk görev çevresinde, bu hükmün yerine getirilmesi amaciyle hapsedilmis veya göz altina alinmis olan gönderen Devlet'in uyrugunu ziyaret etmek hakkina sahiptirler. Bununla beraber, konsolosluk memurlari, hapsedilmis veya önleyici mahiyette veya herhangi bir sekilde göz altina alinmis bulunan bir vatandasin açikça muhalefet etmesi halinde, bu vatandas lehine müdahalede bulunmaktan kaçinacaklardir.
2. Bu Maddenin 1.fikrasina istihdaf olunan haklar, kabul eden Devlet'in kanun ve düzenlemeleri çerçevesinde kullanilacaktir. Bununla beraber, bu kanun ve düzenlemler bu Maddeyle taninmis olan haklarin tam olarak kullanilmasina imkan vereceklerdir.
Madde 37 - Ölüm, vesayet veya kayyimlik ile deniz ve uçak kazalari hakkinda bilgi verme
Kabul eden Devlet'in yetkili makamlarinin elinde asagidaki hususlarla
ilgili bilgiler bulndugu takdirde sunlari yapmalari gerekir:
a) Gönderen Devlet'in bir uyrugunun ölümü halinde ölümün vuku buldugu görev çevresindeki konsoloslugu vakit geçirmeksizin haberdar etmek;
b) Gönderen Devlet'in bir küçügü veya gayri mümeyyiz uyrugu için bir vasi veya kayyimin atanmasınin bunlarin çikarlarina olacagi her durumdan vakit geçirmeksizin yetkili konsolosluga bilgi vermek . Bununla beraber bu vasi veya kayyimin atanması konusunda, kabul eden Devlet'in kanun ve düzenlemelerinin uygulanmasi hakki sakli kalmaktadir.
c) Gönderen Devlet'in uyruklugunu tasiyan bir gemi veya vapur, kabul eden Devlet'in kara veya iç sularinda battigi veya karaya oturdugu veya gönderen Devlet'te kayit ve tescilli bir uçak kabul eden Devlet ülkesinde bir kazaya ugradigi takdirde, bundan kazanin vuku buldugu yere en yakin konsoloslugu vakit geçirmeksizin haberdar etmek.
Madde 38 - Kabul eden Devlet makamlariyle temas
Konsolosluk memurlari, görevlerinin yerine getirlmesinde,
a) Konsolosluk görev çevrsindeki mahalli yetkili makamlara
b) Kabul eden Devlet'in kanun, düzenleme ve teamülleri veya bu konudaki uluslararasi anlasmalarca müsaade olunan ölçüde kabul eden Devlet'in yetkili merkezi makamlarina,
müracatta bulunmak hakkina sahiptirler.
Madde 39 - Konsolosluk resim ve harçlari
1. Konsolosluk, gönderen Devlet kanun ve düzenlemlerinin konsolosluk islemleri için öngördügü resim ve harçlari kabul eden Devlet'in ülkesinde tahsil edebilir.
2. Bu Maddenin 1.fikrasinda öngörülen ve resim ve harç adiyle tahsil olunan meblaglar ile bunlara ilişkin makbuzlar kabul eden Devlet'te her türlü vergi ve harçtan muaftirlar.
KESIM II
MESLEKTEN KONSOLOSLUK MEMURLARI ILE KONSOLOSLUGUN DIGER MENSUPLARINA
ILISKIN KOLAYLIKLAR, AYRICALIKLAR VE DOKUNULMAZLIKLAR
Madde 40 - Konsolosluk memurlarinin korumasi
Kabul eden Devlet, Konsolosluk memurlarina onlara gösterilmesi gereken saygi ile muamele eder ve onlarin sahislarina, hürriyetlerine ve onurlarina yapilabilecek her türlü tecavüzleri önlemek amaciyle gerekli bütün tedbirleri alacaktir.
Madde 41 - Konsolosluk memurlarinin kişisel dokunulmazligi
1. Konsolosluk memurlarinin tutuklanmalari veya göz altina alinmalari,
ancak, agir bir suç halinde ve yetkili adli makamin karari ile olur.
2. Bu Maddenin 1.fikrasinda öngörülen hal sakli kalmak üzere kesinlesmis adli bir kararin uygulanmasi disinda, konsolosluk memurlarıhapsedilemez ve herhangi bir sekilde kişisel hürriyetleri kişitlanmaya tabi tutulamaz.
3. Aleyhine cezai bir dava ikame edilen konsolosluk memuru yetkili makamlarin önüne çikmak zorundadir. Bununla beraber, dava, konsolosluk memurunun resmi durumu icabi kendisine gösterilmesi gereken saygi ile ve bu Maddenin 1.fikrasinda öngörülen hal hariç olmak üzere, konsolosluk islemlerinin yerine getirilmesini en az etkileyecek biçimde yürütülecektir. Bu Maddenin 1.fikrasinda zikredilen hallerde, bir konsolosluk memurunun gözaltina alinmasi kaçinilmaz oldugu takdirde, aleyhine ikame edilecek dava en kisa zamanda açilmalidir.
Madde 42 - Tutuklama, gözaltina alma veya kovusturma hallerinin yazili olarak bildirilmesi
Bir konsolosluk personeli mensubunun tutuklanmasi, gözlatina alinmasi veya cezai bir kovusturmaya tabi tutulmasi halinde, kabul eden Devlet durumdan konsolosluk şefini en kisa zamanda haberdar etmekle yükümlüdür. eğer konsolosluk şefinin kendisi bu tedbirlerden birine muhatap tutulmus ise, kabul eden Devlet bundan gönderen Devlet'i diplomatik yoldan haberdar eder.
Madde 43 - Yargi bagisikligi
1. Konsolosluk memurlarıve konsolosluk hizmetlileri, resmi görevlerinin yerine getirlmesi sırasinda isledikleri fiillerden dolayi kabul eden Devlet'in adli ve idari makamlarinin yargisina tabi degildirler.
2. Bununla beraber, bu Maddenin 1.fikrasi hükümleri:
a) Bir konsolosluk memurunun veya bir konsolosluk hizmetlisinin açikça veya zimmen gönderen Devlet'in vekili sifatiyle ekdetmedigi bir mukaveleden dogan; veya
b) Kabul eden Devlet ülkesinde bir tasit aracinin, bir geminin veya bir hava tasitinin sebebiyet verdigi zarar yüzünden üçüncü bir kişi tarafından açilan hukuk davalarina uygulanmaz.
Madde 44 - Taniklik yapmak yükümlülügü
1. Konsolosluk mensuplari adli ve idari davalar sirasinda taniklik yapmaga çagrilabilirler.
Konsolosluk hizmetlileri ve hizmet personeli mensuplari bu Maddenin
3.fikrasinda zikredilen durumlar disinda, taniklik yapmagi reddetmemelidirler. Bir konsolosluk memuru taniklik yapmagi reddettigi takdirde, ona hiçbir zorlayici tedbir veya baska müeyyide uygulanmaz.
2. Tanikligi talep eden makam, konsolosluk memurunun görevlerininin yerine getirilmesini sekteye ugratmaktan kaçinmalidir. Bu makam mümkün oldugu
takdirde her defasinda, konsolosluk memurunun taniklikla ilgili ifadesini memurun ikametgahinda veya konsoloslukta alabilir veya konsolosluk memurunun yazili beyanini kabul edebilir.
3. Bir konsoloslugun mensuplari görevlerinin yerine getirilmesiyle ilgili olaylar hakinda taniklik yapmak veya bununla ilgili resmi yazisma ve belgleri göstermek zorunda degildirler. Konsolosluk mensuplari, keza, gönderen Devlet'in ulusal kanunlari hakkinda bilirkişi olarak taniklik yapmagi reddetmek hakkina da sahiptirler.
Madde 45 - Ayricalik ve bagisikliklardan feragat
1. Gönderen Devlet, bir konsolosluk mensubu hakkinda, 41. 43 ve 44. Maddelerde öngörülen ayricalik ve bagisikliklardan feragat edebilir.
2. Feragat daima açik olmai ve bu Maddenin 3.fikrasindaki hükümler sakli kalmak üzere, kabul eden Devlet'e yazili olarak bildirilmelidir.
3. Bir konsolosluk memuru veya bir konsolosluk hizmetlisi, 43. Madde uyarinca yargi bagisikligindan yararlandigi bir konuda bir dava ikame ederse, esas talebe dogrudan dogruya bagli herhangi bir mukabil talep hakkinda yargi bagisikligini ileri süremez.
4. Hukuki veya idari bir dava ile ilgili olarak yargi bagisikligindan feragat, kararin uygulanmasina ait tedbirlere ilişkin bagisikliktan da feragat edildigi anlamina gelmez. Bunlar için de ayri bir feragat gereklidir.
Madde 46 - Yabancilarin kayit ve oturma müsaadesinden bagisiklik
1. Konsolosluk memurlarıve konsolosluk hizmetlileri ile bunlarin kendileriyle birlikte yasayan aileleri efradi, yabancilarin kaydi ve oturma müsaadesi konusunda kabul eden Devlet'in kanun ve düzenlemelerinde öngörülen tüm yükümlülüklerden muaftirlar.
2. Bununla beraber, bu Maddenin 1.fikrasi hükümleri, gönderen Devlet'in devamli hizmetlisi olmayan veya kabul eden Devlet'te kazanç getiren özel bir iste çalisan konsolosluk hizmetlisine ve bunun ailesi efradina uygulanmaz.
Madde 47 - Çalisma müsaadesi bagisikligi
1. Konsolosluk mensuplari, gönderen Devlet'e gördükleri hizmetlerle ilgili olarak, kabul eden Devlet'in yabanci emek gücü istihdaminda çalisma müsaadesine ilişkin kanun ve düzenlemlerin koydugu yükümlülüklerden muaftirlar.
2. Konsolosluk memurlarinin ve konsolosluk hizmetlilerinin yaninda çalisan özel personel mensuplari kabul eden Devlet'te kazanç getiren bir baska iste çalismadiklari takdirde bu Maddenin 1.fikrasinda istihdaf olunan yükümlülüklerden muaftirlar.
Madde 48 - Sosyal sigorta rejiminden bagisiklik
1. Bu Maddenin 3.fikrasi hükümleri sakli kalmak üzere, gönderen Devlet'e gördükleri hizmetler konsunda konsolosluk mensuplari ve onlarla birlikte yasayan aileleri efradi, kabul eden Devlet'te yürürlükte bulunan sosyal sigorta hükümlerinden muaftirlar.
2. Bu Maddenin 1.fikrasinda öngörülen bagisiklik, konsolosluk mensuplarinin özel hizmetinde bulunan özel personel mensuplarina da keza asagidaki sartlarla uygulanir.
a) Kabul eden Devlet vatandasi olmamalari ve kabul eden Devlet'te devamli ikametgahlari bulunmamamasi ve
b) Gönderen Devlet'te veya üçüncü bir Devlet'te yürürlükte olan sosyal sigorta hükümlerine tabi olmalari.
3. Hizmetlerinde bu Maddenin 2.fikrasinda öngörülen bagisikligin uygulanmadigi kişiler bulunan konsolosluk mensuplari, kabul eden Devlet'in sosyal sigorta mevzuatinin isverene yükledigi yükümlülüklere uymalidirlar.
4. Bu Maddenin 1.ve 2. fikralarinda öngörülen bagisiklik, kabul eden Devlet muvzuatinin yer vermesi sartiyla bu Devlet'in sosyal sigorta rejimine isteyerek tabi olabilme olanagini ortadan kaldirmaz.
Madde 49 - Akçali bagisiklik
1. Konsolosluk memurlarıve konsolosluk hizmetlileri ve keza bunlarin kendileriyle birlikte yasayan aileleri efradi, asagida yazilanlar disinda kişisel veya gerçek, ulusal, bölgesel ve belediyeye ait her türlü vergi ve resimlerden muaftirlar:
a) Normal olarak esya veya hizmetlerin fiyatina dahil edilmis bulunan dolayli vergiler;
b) 32. Madde hükümleri sakli kalmak üzere, kabul eden Devlet ülkesinde bulunan özel tasinmaz mallara ait vergi ve resimler;
c) 51. Maddenin (b) fikrasindaki hükümler sakli kalmak üzere, kabul eden Devlet tarafından tahsil olunan veraset ve intikal vergileri;
d) Kaynagi kabul eden Devlet'te bulunan sermaye kazançlari dahil, özel gelirlerden alinan vergi ve resimler ile kabul eden Devlet'te kain ticari veya mali tesebbüslere yapilan yatirimlarda pesinen alinan sermaye vergileri;
e) Ifa olunan özel hizmetler karsiligi olarak tahsil edilen vergi ve resimler;
f) 32. Madde hükümleri sakli kalmak üzere, kayit, mahkeme, ipotek ve pul harçlari.
2. Hizmet personeli mensuplari, hizmetleri karsiligi olarak aldiklari ücretlerden dolayi vergi ve resimlerden muaftirlar.
3. Kabul eden Devlet'te maaslari veya ücretleri gelir vergisinden muaf olmayan kişileri istihdam eden konsolosluk mensuplari, bu Devlet kanun ve düzenlemelerinin gelir vergisinin tahsili konusunda isverene yükledigi yükümlülüklere uymalidirlar.
Madde 50 - Gümrük resminden ve gümrük muayenesinden bagisiklik
1. Kabul eden Devlet, kabul edecegi kanunlar ve düzenlemeler hükümleri uyarinca, asagida yazili kalemlerin girisine müsaade eder ve depolama, ulasim ve benzeri hizmetlerle ilgili masraflar disindaki bütün gümrük resimleri, harçlar ve bununla ilgili sair vergilerde bagisiklik tanir:
a) Konsoloslugun resmi kullanimina matuf esyaler;
b) Yerlesme esyalari dahil olmak üzere, konsolosluk memurunun ve kendisiyle birlikte yasayan aile efradinin kişisel kullanimina ait esyalari. Tüketim mallari, ilgililerin dogrudan dogruya kendi kullanmalari için gerekli miktari geçmemelidir.
2. Konsolosluk hizmetlileri, ilk yerlesmeleri sırasında ithal etmis olduklari esyalar konusunda, bu Maddenin 1. fikrasinda öngörülen ayricalik ve bagisikliklarda yararlanirlar.
3. Konsolosluk memurlarina ve bunlarin kendileriyle birlikte yasayan aile efradina ait kişisel bagajlar gümrük muayenesinden muaftirlar.
Sözkonusu kişiler, ancak, bagajlarin bu Maddenin 1. fikrasinin (b) bendinde zökredilenlerden baska esyalar veya kabul eden Devlet'in kanun ve düzenlemeleriyle ithali veya ihraci yasaklanmis veya karantina kanun ve düzenlemelerine tabi esyalar ihtiva ettigi hususunda ciddi nedenlerin varligi halinde gümrük muayenesine tabi tutulabilirler. Bu muayene, ancak, konsolosluk memurunun veya ailesinin ilgili bir ferdinin huzurunda yapilabilir.
Madde 51 - Bir konsolosluk mensubunun veya ailesi efradindan birinin mirasi.
Bir konsolosluk mensubunun veya kendisiyle birlikte yasayan ailesi efradindan birinin ölümü halinde, kabul eden Devlet:
a) Bu ülkede iktisap edilmis olup müteveffanin ölümü sırasında ihraci yasaklanmis bulunanlar hariç olmak üzere müteveffaya ait tasinir mallarin ihracina müsaade etmelidir; ve
b) Kabul eden Devlet'te müteveffanin konsolosluk mensubu veya konsolosluk mensuplarindan birinin ailesi efradi olmasi nedeniyle bulunan tasinir mallari miras, ferag ve intikale ilişkin ulusal, bölgesel ve belediyeye ait vergi ve resimlere tabi tutmamalidir.
Madde 52 - Kisisel yükümlülüklerden bagisiklik
Kabul eden Devlet, konsolosluk mensuplariyla kendileriyle birlikte yasayan aileleri efradini her türlü kişisel yükümlülük ve hangi neviden olursa olsun kamu yarari hizmetleriyle, istimval, yardim ve konaklama gibi askerlikle ilgili yükümlülüklerden muaf tutacaktir.
Madde 53 - Konsolosluk ayricalik ve bagisikliklarin baslamasi ve sona ermesi
1. Konsoloslugun her mensubu, görev yerine gitmek için kabul eden
Devlet'in ülkesine girisinden itibaren veya daha önceden bu ülkede bulunuyorsa konsolosluktaki görevine baslamasindan itibaren, bu Sözleşme'de öngörülen ayricalik ve bagisikliklardan yararlanir.
2. Bir konsolosluk mensubunun kendisiyle birlikte yasayan ailesi efradi ve keza yaninda çalisan özel personel mensuplari da asagidaki tarihlerden, sonuncusundan itibaren bu Sözleşme'de öngörülen ayricaliklar ve bagisikliklardan yararlanirlar:
Bu Maddenin 1. fikrasi uyarinca konsolosluk mensubunun ayricaliklardan ve bagisikliklardan yararlandigi tarihten, kabul eden Devlet'in ülkesine girisleri tarihinden veya o konsolosluk mensubunun ailesi efradina veya özel personel mensuplarina dahil olduklari tarihten itibaren.
3. Bir konsolosluk mensubunun görevi sona erdigi zaman, kendisinin ve keza kendisiyle birlikte yasayan ailesi efradi ile yaninda çalisan özel personel mensuplarinin da ayricalik ve bagisikliklari normal olarak asagidaki tarihlerden ilkinde son bulur: Anilan konsolosluk mensubunun kabul eden Devlet'in ülkesini terk ettigi anda veya bu amaçla kendisine taninan makul bir sürenin bitiminde. Fakat sözkonusu kişiler ayricalik ve bagisikliklarini, silahli bir çatisma hali dahil o ana kadar muhafaza ederler. bu Maddenin 2. fikrasinda belirtilen kişilere gelince, bunlarin ayricaliklari ve bagisikliklari bir konsolosluk mensubunun ailesi efradina veya konsolosluk mensubunun hizmetine dahil olmak durumu ortadan kalkar kalkmaz sona erer. Bununla beraber eğer bu kişiler makul bir süre içinde kabul eden Devlet'in ülkesini terketmek niyetinde iseler süphesiz ayricalik ve bagisikliklari hareketleri anina kadar devam eder.
4. Bununla beraber bir konsolosluk memuru veya bir konsolosluk hizmetlisi tarafından görevlerini yerine getirilmesi sırasında yapilan islerle ilgili olarak yargi bagisikligi süresiz olarak devam eder.
5. Bir konsolosluk mensubunun ölümü halinde, kendisiyle birlikte yasayan ailesi efradi, asagidaki tarihlerden ilkine kadar daha önce yararlandiklari ayricalik ve bagisikliklardan yararlanmaya devam eder:
Kabul eden Devlet'in ülkesini terkettikleri tarihe veya bu amaçla onlara taninan makul sürenin bitimine kadar.
Madde 54 - Üçüncü devletlerin yükümlülükleri
1. Bir konsolosluk memuru, görevine baslamak, görevinin basina dönmek
veya gönderen Devlet'e geri dönemk amamciyla, vizenin gerekli oldugu hallerde kendisine vize vermis olan üçüncü bir Devlet'in ülkesinden geçiyor veya bu Devlet'in ülkesinde bulunuyor ise, sözkonusu üçüncü Devlet kendisine geçisi ve dönüsü için gerekli olabilecek bu Sözleşme'nin diger Maddelerinde öngörülen bagisiklari bahsedecektir. Üçüncü Devlet, konsolosluk memuruna refakat eden ve ona iltihak etmek üzere veya gönderen Devlet'e geri dönmek amaciyla ayri olarak seyahat eden sözkonusu memurun kendisiyle birlikte yasayip ayricalik ve bagisikliklardan yararlanan ailesi efradina da ayni
bagisikliklari bahsedecektir.
2. Bu Maddenin 1. fikrasinda öngörülenlere benzer hallerde, üçüncü Devletler konsoloslugun diger mensuplari ile bunlarin kendileriyle birlikte yasayan aileleri efradinin da ülkelerinden geçislerini engellemeyeceklerdir.
3. Üçüncü Devletler, resmi yazismalara ve kodlu ve sifreli mesajlar dahil olmak üzere diger resmi transit haberlesmelere,kabul eden Devlet'in bu Sözleşme uyarinca bahsetmek zorunda bulundugu ayni serbestligi taniyacaklar ve bunlari ayni sekilde koruyacaklardir. Üçüncü Devletler, vizenin gerekli oldugu durumda kendilerine vize verilmis olan konsolosluk kuryelerine ve transit konsolosluk torbalarina, kabul eden Devlet'in bu Sözleşme uyarinca bahsetmek zorunda bulundugu ayni dokunulmazlik ve korumayi göstereceklerdir.
4. Bu Maddenin 1. 2. ve 3. fikralarinda öngörülen üçüncü Devlet'in yükümlülükleri, keza, bu fikralarda sirasiyla zikredilen kişilere ve resmi haberlesmeler ile konsolosluk torbalarina bunlarin üçüncü Devlet ülkesinde bulunmalari bir mücbir sebepten ileri geldigi takdirde uygulanir.
Madde 55 - Kabul eden Devletin kanun ve düzenlemelerine saygi
1. Bu ayricaliklardan ve bagisikliklardan yararlanan her kişinin, ayricaliklarina ve bagisiklarina halel gelmemek üzere, Kabul eden Devlet'in kanun ve düzenlemelerine saygi göstermek görevidir. Bunlarin keza bu Devlet'in içislerine karismamak görevleridir.
2. Konsolosluk binalari, konsolosluk görevlerinin yerine getirilmesiyle kabili telif olmayacak sekilde kullanilmayacaktir.
3. Bu Maddenin 2. fikrasi hükümleri, konsoloslugun bulundugu binalarin bir kisminda, baska tesekküler, bürolar veya acentalar kurmak imkanini bertaraf etmez, su sartla ki bu bürolara tahsis edilmis binalar konsolosluk tarafından kullanilanlardan ayri olmalidir. Bu durumda anilan bürolar, bu Sözleşme bakimindan konsolosluk binalarinin ayrilmaz parçasi sayilmayacaktir.
Madde 56 - Üçüncü kişilere vaki zararlar için sigorta
Konsolosluk mensuplari, kabul eden Devlet'in kanun ve düzenlemelerince konulmus bulunan, her türlü kara tasit araci ile gemi ve hava tasiti kullanimina ilişkin hukuki sorumluluklara ait sigorta konusundaki yükümlülüklerine uymak zorundadirlar.
Madde 57 - Kazanç getiren nitelikte özel faaliyetlere ilişkin hükümler
1. Meslekten konsolosluk memurlari, kabul eden Devlet'te, kendi çikarlari için, hiçbir mesleki veya ticari faaliyette bulunmayacaklardir.
2. Bu bölümde öngörülen ayricalik ve bagisikliklar:
a) Kabul eden Devlet'te kazanç getiren nitelikte özel bir faaliyette bulunan konsolosluk hizmetlilerine ve konsolosluk hizmet personeli mensuplarina;
b) Bu fikranin (a) bendinde belirtilen bir kişinin aliesi fertlerine ve
o kişinin özel personel mensuplarina;
c) Konsolosluk mensuplarindan birinin kabul eden Devlet'te kazanç getiren özel nitelikte bir faaliyette bulunan ailesi efradina taninmaz.
BÖLÜM III
FAHRI KONSOLOSLUK MEMURLARINA VE BUNLAR
TARAFINDAN YÖNETILEN KONSOLOSLUKLARA
UYGULANACAK REJIM
Madde 58 - Kolayliklar, ayricaliklar ve bagisikliklarla ilgili genel hükümler
1. 28., 29., 30., 34., 35., 36., 37., 38. ve 39. Maddelerle 54. Maddenin 3. fikrasi ve 55. Maddenin 2. ve 3. fikralari, bir fahri konsolosluk memuru tarafından yönetilen konsolosluklara da uygulanir. Bundan baska, bu konsolosluklara ait kolayliklar, ayricaliklar ve bagisikliklar 63., 64., 65., 66. ve 67. Maddelerle düzenlenir.
3. Bu Sözleşme'de öngörülen ayricaliklar ve bagisikliklar, bir fahri konsolosluk memurunun ailesi efradina veya bir fahri konsolosluk memuru tarafından yönetilen bir konsoloslukta çalisan bir konsolosluk hizmetlisinin ailesi efradina bahsedilmez.
4. Ayri memleketlerde bulunan ve fahri konsolosluk memurlarıtarafından yönetilen iki konsolosluk torbasinin teatisi ancak iki kabul eden Devlet'in rizasiyla olur.
Madde 59 - Konsolosluk binalarinin korunmasi
Kabul eden Devlet, bir fahri konsolosluk memuru tarafından yönetilen bir konsolosluga ait binalari korumak ve bu binalarin isgal edilmesine veya hasara ugratilmasina ve konsoloslugun sükununun bozulmasina veya onuruna halel gelmesine engel olmak için gerekli tedbirleri alir.
Madde 60 - Konsolosluk binalarinin akçali bagisikligi
1. Gönderen Devlet'in maliki veya kiracisi oldugu ve bir fahri konsolosluk memuru tarafından yönetilen bir konsolosluga ait binalari, yapilan özel hizmetler karsiliginda alinanlar disinda her türlü ulusal, bölgesel veya belediyeye ait vergi ve resimlerden muaftir.
2. Bu Maddenin 1.fikrasinda öngörülen akçali bagisiklik, kabul eden
Devlet'in kanun ve düzenlemeleri uyarinca gönderen Devlet'le bir mukavele akdeden kişi tarafından ödenmesi gereken vergi ve resimlere uygulanmaz.
Madde 61 - Konsolosluk arsiv ve belgelerinin dokunulmazligi
Bir fahri konsolosluk memuru tarafından yönetilen bir konsoloslugun arsiv ve belgelerinin, diger kagit ve belgelerden ve özellikle konsolosluk şefinin ve kendisiyle beraber çalisan tüm kişilerin özel yazismalarindan ve keza meslekleri veya isleri ile ilgili esya, kitaplar ve belgelerden ayri tutulmalari sartiyla, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, her zaman
dokunulmazliklari vardir.
Madde 62 - Gümrük bagisikligi
Kabul eden Devlet, kabul edecegi kanun ve düzenlemeler hükümleri uyarinca, bir fahri konsolsoluk memuru tarafından yönetilen bir konsoloslugun münhasıran resmi kullanimina matuf olmalari sartiyla, depolama, tasima ve benzeri hizmetlerle ilgili masraflar hariç olmak üzere, asagidaki Maddelerin, her türlü gümrük resmi ile buna ilişkin vergi ve harçlardan muaf olarak girisine müsaade eder. Gönderen Devlet tarafından veya bu Devlet'in talebi üzerine konsolosluga temin olunan armalar, bayraklar, tabelalar, mühürler, kitaplar, resmi matbua, büro mobilyasi, büro malzemesi ve benzeri esyalar.
Madde 63 - Ceza davasi
Bir fahri konsolosluk memuruna karsi bir ceza davasi açildigi zaman, bu memur yetkili merciler önüne çikmakla yükümlüdür. Bununla beraber, tutuklanmis veya gözaltina alinmis bulunmasi hali müstesna olmak üzere, dava, sözkonusu memuru resmi sifatindan ötürü gerekli saygi gösterilecek ve konsolosluk görevlerini en az aksatacak tarzda yürütülecektir.
Bir fahri konsolosluk memurunun tutuklanmasi gerektiginde, ona karsi dava mümkün olan en erken zamanda açilacaktir.
Madde 64 - Fahri konsolosluk memurunun korunmasi
Kabul eden Devlet, fahri konsolosluk memuruna resmi sifati nedeniyle gerekli olabilecek korumayi bahsetmekle yükümlüdür.
Madde 65 - Yabancilarin kayit ve oturma müsaadesinden bagisiklik
Fahri konsolosluk memurlari, kabul eden Devlet'te kendi çikarlari için mesleki veya ticari bir faaliyette bulunanlar hariç olmak üzere, yabancilarin kaydi ve oturma müsaadesi konusunda bu Devlet'in kanun ve düzenlemelerinde öngörülen tüm yükümlülüklerden muaftirlar.
Madde 66 - Akçali bagisiklik
Fahri konsolosluk memuru, konsolosluk görevlerinin yerine getirilmesi nedeniyle gönderen Devlet'ten aldigi tazminat ve ayliklar üzerinde her türlü vergi ve harçlardan muaftirlar.
Madde 67 - Kisisel yükümlülüklerden bagisiklik
Kabul eden Devlet, fahri konsolosluk memurlarini her türlü kişisel yükümlülük ve hangi neviden olursa olsun kamu yarari hizmetleriyle istimval, yardim ve konaklama gibi askerlikle ilgili yükümlülüklerden muaf tutacaktir.
Madde 68 - Fahri konsolosluk memurlarımüessesesinin ihtiyari niteligi
Her Devlet fahri konsolosluk memurlarini atayip atamamaga veya kabul edip etmemege karar vermekte serbesttir.
BÖLÜM IV
GENEL HÜKÜMLER
Madde 69 - Konsolosluk şefi olmayan konsolosluk ajanlari
Her Devlet, gönderen Devlet'in konsolosluk şefi olarak atamadigi konsolosluk ajanlari tarafından yönetilen konsolosluk ajanliklarini kurup kurmamaga veya kabul edip etmemege karar vermekte serbesttir. Bu Maddenin 1. fikrasinda belirtilen konsolosluk ajanliklarinin faaliyette bulunabilmesi sartlari ile bu ajanliklari yöneten konsolosluk ajanlarinin yararlanabilecekleri ayricalik ve bagisikliklar gönderen Devlet ile kabul eden Devlet arasinda anlasmayla saptanir. Madde 70 - Konsolosluk görevlerinin bir diplomatik temsilcilik tarafından yerine getirilmesi
Bu Sözlesme hükümleri, Sözlesme'nin metninin müsaade ettigi ölçüde, konsolosluk görevlerinin bir diplomatik temsilcilik tarafından yerine getirilmesi halinde de uygulanir. Diplomatik temsilcilikte konsolosluk subesine bagli olan veya baskaca konsolosluk görevlerini yerine getirmekle görevlendirilmis olan anilan temsilcilik mensuplarinin isimleri kabul eden Devlet'in Disisleri Bakanligina veya bu Bakanlik tarafından tayin edilmis olan makama bildirilecektir. Diplomatik temsilcilik, konsolosluk görevlerinin yerine getirilmesinde: Konsolosluk görev çevresindeki mahalli makamlara; Kabul eden Devlet'in kanunlari, düzenlemeleri ve teamülleri veya bu konudaki uluslararasi anlasmalar müsaade ediyorsa bu Devlet'in merkezi makamlarina basvurabilecektir. Bu Maddenin 2. fikrasinda zikredilen diplomatik temsilcilik mensuplarinin ayricalik ve bagisikliklari, diplomatik ilişkiler konusundaki Devletler Hukuku kurallarina tabi olmaya devam eder. Madde 71 - 1. Kabul eden Devlet'in ek kolayliklar, ayricaliklar ve bagisikliklar taninmasi hali müstesna olmak üzere, bu Devlet'in vatandasi veya devamli sakini olan konsolosluk memurlari, sadece, görevlerinin yerine getirilmesi sırasında yapilan resmi islemlerden dolayi yargi bagisikligindan ve kişi dokonulmazligindan ve 44. Maddenin 3. fikrasinda öngörülen ayricaliktan yararlanirlar. Bu konsolosluk memurlarıile ilgili olarak kabul eden Devlet'in de keza 42. Maddede öngörülen yükümlülügü yerine getirmesi gerekmektedir. Böyle bir konsolosluk memuruna karsi bir ceza davasi açildigi
zaman, memurun tutuklanmis veya gözaltina alinmis bulunmasi hali hariç olmak üzere, dava konsolosluk görevlerinin yerine getirilmesini en az aksatacak surette yürütülecektir.
Kabul eden Devlet'in vatandasi veya devamli sakini olan konsoloslugun diger mensuplari ile bunlarin aileleri efradi ve keza bu Maddenin 1. fikrasinda deginilen, konsolosluk memurlarinin aileleri efradi, sadece, kabul edene Devlet'in onlara tanidigi ölçüde, kolayliklar, ayricaliklar ve bagisikliklardan yararlanirlar. Kabul eden Devlet'in bizzat vatandasi veya devamli sakini olan bir konsolosluk mensubunun ailesi efradi ile özel personel mensuplari, keza sadece kabul eden Devlet'in onlara tanidigi ölçüde, kolayliklar, ayricaliklar ve bagisikliklardan yararlanirlar. Bununla beraber, kabul eden Devlet, bu kişiler üzerinde yargi hakkini, konsolosluk görevlerinin yerine getirilmesini ifrat derecede engellemeyecek surette kullanmalidir. Madde 72 - Ayirim yapmama
Kabul eden Devlet, bu Sözleşmenin hükümlerini uygularken Devletler arasinda ayirim yapmayacaktir. Bununla beraber, Bu Sözlesme'deki hükümlerden birinin gönderen Devlet'te kişitli biçimde uygulanmasi nedeniyle kabul eden Devlet'in anilan hükmü kişitli olarak uygulamasi ve Devletler'in birbirlerine teamül veya anlasma ile, bu Sözlesme hükümlerinin gerektirdiginden daha müsait bir muamelede bulunmasi; halleri ayirim olarak nitelenmeyecektir.
Madde 73 - Bu Sözleşme ile diger uluslararasi anlasmalar arasinda ilgi
Bu Sözlesme hükümleri, yürürlükteki diger uluslararasi anlasmalara taraf olan Devletler arasindaki ilişkilerde bu anlasmalari haleldar etmeyecektir. Bu Sözleşmenin hiç bir hükmü, Devletleri, Sözlesme hükümlerini teyid eden, tamamlayan veya islah eden veya bunlarin uygulama alanini genisleten uluslararasi anlasmalar akdetmelerine engel olmayacaktir.
BÖLÜM V
SON HÜKÜMLER
Madde 74 - Imza
Bu Sözleşme, Birleşmiş Milletler Örgütü veya bir ihtisas kurumu üyesi bütün Devletlerin ve keza Uluslararasi Adalet Divani Statüsü'ne taraf her Devlet'in ve Birleşmiş Milletler Örgütü Genel kurulu tarafından bu Sözleşmeye taraf olmasi için davet olunan baska her Devlet'in imzasina, asagidaki sekilde müracaat edilmek üzere, açik olacaktir: 31 Ekim 1963 tarihine kadar Avusturya Cumhuriyeti Federal Disisleri Bakanligi'na ve bu tarihten 31 Mart
1964 tarihine kadar Birleşmiş Milletler Örgütü'nün New York'taki merkezine.
Madde 75 - Onay
Bu Sözleşme onaya tabidir. Onay belgeleri Birleşmiş Milletler Örgütü Genel Sekreteri'ne tevdi olunacaktir.
Madde 76 - katılma
Bu Sözleşme, 74. Maddede zikredilen dört kategoriden birine dahil olan her Devlet'in katılmasına açık kalacaktır.
katılma belgeleri Birleşmiş Milletler Örgütü Genel Sekreteri'ne tevdi edilecektir.
Madde 77 - yürürlüğe giris
1. Bu Sözleşme, yirmiikinci onay veya katılma belgesinin Birleşmiş Milletler Örgütü Genel Sekreteri'ne tevdi edilecek tarihi izleyen otuzuncu gün yürürlüğe girecektir.
2. Yirmiikinci onay veya katılma belgesinin tevdiinden sonra Sözleşme'yi onaylayacak veya Sözleşmeye katılacak Devletlerden her birisi için Sözleşme onay veya katılma belgesinin bu Devlet tarafından tevdiini izleyen otuzuncu gün yürürlüğe girecektir.
Madde 78 - Genel Sekreterin bildirimi
1. Birleşmiş Milletler Örgütü Genel Sekreteri, 74. Maddede zikredilen dört kategoriden birine dahil olan bütün Devletlere:
a) 74., 75. ve 76. Maddeler uyarinca Sözleşme'ye konulan imzalarla onay veya katılma belgelerinin tevdiini; ve
b) 77. Madde uyarinca Sözleşme'nin yürürlüğe girecegi tarihi bildirecktir.
Madde 79 - Metinlerin geçerliligi
Çince, fransizca, ingilizce, ispanyolca ve rusça metinleri ayni değerde
geçerli olan bu Sözleşme'nin asli Birleşmiş Milletler Örgütü Genel Sekreteri'ne tevdi olunacaktır. Genel Sekreter aslına uygunluğu tasdikli Sözleşme metninin örneklerini 74. Maddede zikredilen dört kategoriden birine dahil olan bütün Devletlere gönderecektir.
Yukarıdaki hükümleri tasdiken, asağıda imzalari bulunan ve Hükümetleri tarafından usulüne uygun şekilde yetkili kılınmış olan temsilciler bu Sözleşme'yi imzalamışlardır.
Bu Sözleşme, Viyana'da yirmidört nisan bindokuzyüzaltmışüç tarihinde düzenlenmiştir.
-------------------------------------------------------------------------
Ek: 1
24 Nisan 1963 Tarihinde Viyana'da imzalanan Konsolosluk İlişkileri
Hakkında Viyana Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Kabul tarihi: 20 Mayıs 1975
(Resmi Gazete ile nesir ve ilani: 29 Mayis 1975-Sayi:15249)
Kanun No: 1901
Madde I -
24 Nisan 1963 tarihinde Viyana'da imzalanan Konsolosluk Ilisikileri hakkinda Viyana Sözleşmesine katılmamiz uygun bulunmustur:
Madde 2 - Bu Kanun yayimi tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 3 - Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.
23.5.1975
Konsolosluk Iliskileri Hakkinda Viyana Sözleşmesinin Onaylanmasina Dair Bakanlar Kurulu Karari
5 Haziran 1975 - No: 7/10222
(Resmi Gazete ile nesir ve ilani: 27 Eylül 1975-Sayi:15369)
katılmamiz 20.5.1975 gün ve 1901 sayili Kanunla uygun bulunan, ilisik 24 Nisan 1963 tarihli "Konsolosluk Iliskileri Hakkinda Viyana Sözleşmesi"ne (katılma belgesinin Birleşmiş Milletler Örgütü Genel Sekreteri'ne tevdi tarihini izleyen otuzuncu günü yürürlüğe girmek üzere) katılmamiz; Disisleri Bakanliginin 3.6.1975 tarih ve KOGM-720.403/KOSSB-585 sayili yazisi üzerine, 31.5.1963 tarihli ve 244 sayili Kanunun 3.Maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 5.6.1975 tarihinde kararlastirilmistir.
CUMHURBASKANI
FAHRI S.KORUTÜRK
Kaynak: Dışişleri Bakanlığı